24 Ara 2009

Bazı TV kanallarında Engellilik Allah tarafından verilen Ceza olarak gösteriliyor!

Birleşik Sakatlar Federasyonu (BİSAF), Türkiye genelinde derneklerce temsil edilen bedenen engelli guruplarının sosyal, ekonomik, kültürel, sportif, hukuki ve mesleki yönden topluma ve çalışma hayatına kazandırılması; ortak hak özgürlüklerin kazanımlarının geliştirilmesi için çalıçmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda BİSAF

Özürlülere verilen rapor oranlarının budanması.

Yayınlarıyla özürlüyü toplum gözünde cezalı kullar olarak gösteren bir TV kanalı olmak üzere iki hukuki girişem yaptı. Konu hakkında açıklama yapan BİSAF, “Şuan yürürlükte olan sağlık kurulu raporlarındaki (Özürlülük Ölçütü) sakatlık maalesef çoğu engelliyi mağdur ediyor. Örneğin yüzde 40-50 arasında raporu olan birisi yeni rapor almaya kalkıştığında eski oranı bir çırpıda yüzde 25-35’lere kadar budanıyor. İşte federasyon olarak bu çarpıklığın düzeltilmesi için Hukuk Komisyon Başkanımız Av. Turgay Özcan’nın girişimiyle bir dava açtık.”

Diğer davada engelliyi cezalı kullar olarak gösteren bir TV kanalına açtıklarını belirten BİSAF şunları söyledi:

“Dini ağırlıklı yayın yapan bu kanal güya insanları kötülüklerden arrındırıyor. Ne hikmetse filmin sonunda zalimleri, üç kağıtçı ve dümenbazların akıbeti ya körlük oluyor, ya tekerlekli iskemleye bağımlılık ya da spastik oluyor. Deyim yerindeyse Allah onları cezalandırmış oluyor. İşte dini mesajlarla verilen bu tür yayınlar doğrultusunda toplumda özürlüye karşı önyarğıyı aşmakta zorlanıyoruz.
Artık biz engelliler “Şükür” diyerek kabuğumuza çekilmeyeceğiz. Birleşik Sakatlar Federasyonu olarak yasal yollardan haklarımızı alacağız. Bu konuda tüm engelli camiasından köstek değil, destek beliyoruz.”

BİSAF (BİRLEŞİK SAKATLAR FEDERASYONU)

NoEngel Yorumu:  
Bisaf engelliler yararına önemli konulara parmak basıyor.Gerek rapor oranlarında,engelli istihdamı,gerekse diğer engelli sorunlarına ilişkin faydalı çalışmalar yapmaktadır.

Şu aralar üzerinde durdukları diğer bi konu ise TV kanallarının sürekli olarak engelliğin, yaptığın kötü işlere karşılık Allah tarafından verilen ceza gibi gösterildiğine dair defalarca yayınlar yapılmasına karşı dava açma konusudur.Bu yayınların biran önce son bulmasını gönülden arzuluyor, Bisaf'ada bu konuya verdiklere önemden dolayı teşekkür ediyorum.

Allah insanlara dünyada yaptıkları kötü ve günah işlerin karşılığı olarak Ahiret hayatına geçmeden önce bu dünyada cezalarını çeksinler diye Görme Engellilik,Vücudunun bir uzvunun alınması,pisikolojik rahatsızlık gibi engeller vererek cezalandırıyor diye toplumu düşündüren,bilinçaltına bu tür mesnetsiz düşünceleri sokan diziler,yayınlar yapılması büyük hatadır. Yüce Allah hepimizi insan olarak eşit yaratmış ve bu dünya hayatında engelli olarak bize bir rol vermişse yüce yaratıcıya saygı duymak ve bu rolü kendi açımızdan artı değerlere dönüştürmek biz engellilerin elindedir. 

Dini açıdan konuyu irdelediğimizde bir bütun uzuvları olan bir insanın yaptığı ibadetin Allah katında hükmü ile zor şartlar altında tek bacağı olmayan insanın yaptığı ibadetin Allah katında hükmünün daha bir değerlilik arzedeceğini düşünmekten kendimi alamıyorum.
Bu dünya gelip geçici bir dünya olduğuna göre,hepimiz engelli,engelsiz insan olarak aynı yerde buluşacağımız için bize düşen engellimizi Allah'a ibadet konusunda tetikleyici güç olarak değerlendirmek olacaktır. Bazı dini kaynaklarda da belirtildiği üzere Allah (c.c.) Sevdiği kullarına dert verirmiş ki bakalım bu dertler,engeller karşısında kulum bana isyan etmeden dini vecibelerini yerine getirebilecek mi? diye bir saptamayı rahatlıkla yapabiliriz.

Toplum açısından ise Tv'lerde sürekli bir kötülük karşılığında, tekerlekli sandalyeye ve koltuk değneklerine mahkum olan insanları gören diğer toplum bireyleri işte bu adam kötü, iyi olsaydı Allah bu cezayı vermezdi diyen insanlarımızın ne kadar çok olduğunu en yakın Annemin bana bir hatamdan dolayı "sen iyi olsaydın, topal olmazdın" sözüdür.Halbukiyse ben engelli olduğumda 1,5 yaşındaydım ve o zaman ne kötülüğüm, ne hatam olabilirdi ki bu ceza! bana reva görülsün değil mi?

Umarım hepimiz bu konuda üzerimize düşen görevi yapar, bilinçsiz insanlarımıza gereken telkinleri yapabiliriz.

Saygı ve sevgiler sunarım.
NoEngel

20 Ara 2009

Şekerkokusu bloğu Sahibi Sevgili Şenay Hanımın Babası vefat Etmiş.Acısını paylaşıyoruz.


Ben babamı pamuklara sarıp..sarmalarken...
Dışarıda yağan yağmur korkutuyor beni...
Babam ıslanır mı ...
Babam üşürmü yoksa... Devamı...

Bu başlığı açmak zorunda kaldım.Bu vefat haberini geç öğrendiğim ve kardeşime bir nebze olsun teselli veremediğim için üzüldüm. :( Bu başlığı açarak herkesin haberi olmasını istedim.

Engelim ve Ben Şiiri

Yüreğinde ki duyguları şiirlerine çok güzel bir şekilde yansıtan değerli bir arkadaşıma, engellilerle ilgili bir şiir yazmasını rica ettim.O'da beni kırmadı ve o değerli kalemini birde engelliler için kullandı.Ben kendi adıma çok beğendim ve engellilerin iç dünyasını güzel bir şekilde yansıttığını düşünüyorum.Bakalım sizler ne düşünüyorsunuz?

13 Ara 2009

Gülse Birsel Karakalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri

Uzun zamandır ara verdiğim çizimlerime başladım.Bu defaki çalışmamız sanatçılığıyla,kişiliğiyle çok beğendiğim Gülse Birsel'dir. Umarım beğenirsiniz.


Gülse (Şener) Birsel 11 Mart 1971 tarihinde İstanbul'da doğdu. Beyoğlu Anadolu Lisesi'ni bitirdikten sonra, Boğaziçi Üniversitesi'nde Ekonomi okumaya başladı. Üniversitenin ikinci yılında Aktüel dergisine muhabir olarak girdi. 1994'te Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun oldu ve ABD''ye gitti. New York'ta Columbia Üniversitesi Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı.

1996'da Türkiye'ye dönen Gülse Birsel, üç ay boyunca ATV'de kahvaltı bülteninin dış haberlerini yazdı. Ardından Esquire dergisinin yayın yönetmeni oldu. Bir yıl bu görevi sürdürdükten sonra Harper's Bazaar dergisinin yayın yönetmenliğine geçti. Bu arada Bazaar Gelin ve Orange dergilerini çıkarttı. 2001 ve 2002 yıllarında Harper's Bazaar, FHM, House Beautiful ve Gezi dergilerinin yayın danışmanlığını yürüttü.

ATV'de yayımlanan Avrupa Yakası adlı dizinin yazarı ve oyuncusudur. Bu dizide kendi oyunculuğunu göstermektedir. İzlenme rekorları kıran Avrupa Yakası bir çok hedef kitleye yayılmıştır. Cumartesi ve pazar günleri Sabah Gazetesi'nde yazmaktadır.

Bir dönem g.a.g. adlı TV programının metin yazarlığı ve sunuculuğunu yapmıştır. Mart 2003'te gazete yazıları ve bazı g.a.g. metinlerinden oluşan Gayet Ciddiyim adlı kitabı yayımlandı. 2004'te Hâlâ Ciddiyim, 2005 yılında ise "Yolculuk Nereye Hemşerim?" adlı kitapları yayımlandı. Yazdığı üç kitap da Çok Satanlar arasında yer almıştır.

Ayrıca "Hırsız Var" adlı sinema filminde de oynamıştır.

Gazeteci ve televizyoncu Murat Birsel ile evlidir.

Biyoğrafi alıntıdır.


1 Ara 2009

Engelli Vatandaşlara Bakan'dan Müjdeli Haber:Kamuda boş olan 38 Bin Engelli Kadrosu Dolacak,Engelli Haberleri

Çalışma Bakanlığı, kamuda boş bulunan 38 bin özürlü kadrosunun doldurulması için düğmeye bastı. Bakanlık tüm kurumlara uyarı yazısı gönderdi. Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, Kararlıyız, önümüzdeki yıl bu kadrolar dolacak, aksi durumda özel sektöre ne yapıyorsak kamu kurumlarına da onu yapacağız dedi


Hükümetten 38 bin 192 özürlüye müjde geliyor. Çalışma Bakanlığı, kamuda boş bulunan 38 bin 192 kişilik özürlü kadrosunun doldurulması için düğmeye bastı. Bakanlık kamu kurumlarına “uyarı” yazısı göndererek 2010 yılında boş kadroların doldurulması gerektiğini bildirdi. Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’in bizzat ilgilendiği ve Başbakan’ın da onayını alarak düğmeye bastığı projenin hayata geçirilmesiyle 2010 yılı sonuna kadar 38 binden fazla özürlü vatandaş ‘devlet kapısında’ iş sahibi olacak.
Çalışma Bakanı Ömer Dinçer gelişmeyle ilgili şöyle konuştu:
“Devlet kurumlarında özürlü kadroları niye boş? Özel sektöre gidip neden özürlü çalıştırmıyorsunuz, diyeceksiniz. Ama kamu olarak yasaya uymayacak, kadroları boş tutacaksınız. Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil. Zaten kamu kurumlarına bildirdik. Yasanın gereğini yapın, boş özürlü kadrolarınızı gerektiği şekilde doldurun, dedik. Bunu bizzat takip ediyorum. Önümüzdeki yıl bu kadroların doldurulması sağlanacak. Aksi durumda özel sektöre ne yapıyorsak, kamu kurumuna da onu yapacağız. Bunu da şimdiden söylemiş olayım” diye konuştu. Konuyla ilgili önceki gün Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerine bilgi veren Dinçer, “Bu konuda kararlıyız. Tek tek kurumları takip ediyoruz” dedi.
Kadronun yüzde 80’i boş
Kamuda halen 38 bin 192 özürlü memur kadrosu boş durumda. Kamunun çalıştırması gereken özürlü memur sayısı 48 bin 549 iken, istihdam edilen özürlü memur sayısı 10 bin 357 düzeyinde. Dolayısıyla 2010 yılında plan hayatta geçirilebilirse kamu kurumlarında 38 bin 192 özürlü devlet kapısında işe alınacak.
Bakanlık yetkililerinden edinilen bilgilere göre, bugüne kadar özel sektör firmaları özürlü çalıştırma konusunda sıkı denetimlere tabi tutuldu. Yasaya aykırı olarak bu şartı yerine getirmeyen özel sektör işletmelerine cezalar kesildi. Ancak aynı yasa kapsamında hiçbir kamu kurumuna ceza kesilmedi.
Bakanlık, “Yasaya uyun” diyerek zorladığı kamu kurumlarının yöneticileriyle karşı karşıya geldi. Kurumlar kadroları dolduramama gerekçelerinin Maliye Bakanlığı’nın izin vermemesine dayandırırken, Çalışma Bakanlığı’nın, konuyla ilgili Maliye Bakanlığı’yla gerilim yaşadığı belirtiliyor. Edinilen bilgilere göre, Maliye, kamuya getireceği mali yük nedeniyle bu karara ayak direrken, Çalışma Bakanlığı ilk adımı atmış durumda. Çalışma Bakanlığı kaynakları, kurumlara konuyla ilgili “uyarı” yazısının gönderildiğini belirtiyor.
1 aylık ceza 76 milyon TL
BakanlIk yetkilileri kamu kurumlarının özürlü çalıştırma zorunluluğuna direnmesi halinde, devlet dairelerine milyon liralık cezalar yağabileceğinin altını çiziyorlar. Buna göre kamuda boş tutulan 38 bin kadro için 1 aylık ceza kesilmesi halinde bile tutar 76.4 milyon liraya ulaşacak.
Özel sektöre her ay kişi başı 2 bin TL ceza kesiliyor
Halen 5763 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğe göre 50 veya daha fazla işçi çalıştıran özel sektör yüzde 3 özürlü, kamu işyerleri ise yüzde 4 özürlü çalıştırmak zorundalar.
Çalışma Bakanlığı, rutin denetimlerle bu şartı yerine getirmeyen özel sektör firmalarına Türkiye İş Kurumu aracılığıyla idari para cezası kesiyor. Kanuna aykırı olarak özürlü çalıştırmayan işverene, çalıştırmadığı her özürlü ve çalıştırmadığı her ay için 2 bin lira düzeyinde ceza kesiliyor. Bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılıyor.
Öte yandan aynı yasal zorunluluğa rağmen kamu kurumları yasaya uymuyorlar. Kamu kurumları yüzde 4 oranında özürlü çalıştırmak zorunda olmalarına rağmen halen kamuda toplam özürlü kadrosunun yüzde 20’si dolu, kalan yüzde 80’i boş durumda.
Kaynak:Vatan

NoEngel Yorumu: 
Bu haberi ilk gördüğümde bak işte bu ülkede engelliler için bir şey yapılıyor diye düşündüm.Tüm engelliler adına sevindim.
Ancak şöyle bir durum söz konusu.Ülkede engelli insan kalmadığı için bu kadar çok kadro boş diye bir saptamam var. Şöyle ki daha önceki yazılarımda belirttiğim üzere sağlık raporlarında son derece çelişkiler ve haksız uygulamalar var. Örneğin engelli sayılabilmek için iki ayağınızın olmaması gerekiyor.Tek ayağınız yoksa yönetmelikler gereği  %19 oranı alıp engelli olmuyorsunuz.Keza engelli sayılmak için %40 ve üzeri oran almanız lazımdır. Bu şartlarda engelli sayılmadığımız için bu boş kadrolarda engelli işçi olarak çalışmak da  hayalden öteye gitmiyor. Umarım bu sağlık raporlarında ki çelişkileride düzenleyecek müjdeli bir haberi yetkililerden merakla bekliyoruz.
Saygı ve Sevgilerimle.
NoEngel