30 Eyl 2009

Küçük Sümeyye Engel Tanımıyor



DOĞUŞTAN iki kolu olmayan ancak ayaklarıyla resim yapabilen ve havuzda yüzen 6 yaşındaki Sümeyye Boyacı, eğitime başladığı ilköğretim okulunda özel masa ve sandalyesine kavuştu.

Öğretmenleri, sınıf arkadaşlarının elleriyle, Sümeyye’nin ise ayaklarıyla yazı yazmayı öğrenmeye çalıştığını söyledi. Okul Müdürü Zafer Çetin, “Onu diğer öğrencilerden ayrı tutmadık. Arkadaşları Sümeyye’yi kısa sürede kabullenip ona sahip çıktı” dedi.


Eskişehir Özel Samanyolu Gülbahar İlköğretim Okulu 1-B sınıfı öğrencisi Sümeyye Boyacı, okuluna ve arkadaşlarına kısa sürede alıştı. Okul yönetimi Sümeyye’nin ayaklarıyla yazı yazabilmesi ve yemek yiyebilmesi için hem sınıfa hem de yemekhaneye özel masa ve sandalye yaptırdı.

19 kişilik 1-B sınıfında özel masasına ve sandalyesine kavuşan Sümeyye Bolacı, ayaklarıyla çantasından çıkardığı kalemle defterine yine ayaklarıyla çizgi çizerek yazı yazmayı öğreniyor. Sınıf arkadaşlarını ve öğretmenini çok sevdiğini belirten Sümeyye Boyacı, evde de resimler yaptığını söyledi.

Özel Samanyolu Gülbahar İlköğretim Okulu Müdürü Zafer Çetin, Sümeyye Boyacı’nın kimsenin yardımı olmadan da kendi işlerini yapabildiğini belirtti. Bir kadın yardımcı hizmetliyi teneffüs ve yemek saatinde Sümeyye ile ilgilenmesi için görevlendirdikleri belirten Zafer Çetin, “Ancak Sümeyye’yi diğer öğrencilerden ayrı tutmadık. Onlar ne yapıyorsa Sümeyye de onu yapıyor. Zaten her şeyi kendisi yapmak istiyor. Yardımcı hizmetlimiz yemek yedirmek istiyor ancak o kendi yemeğini kendisi yiyor. Ayaklarıyla çatal ve kaşığı tutuyor. Hem sınıf arkadaşları hem de diğer sınıflardaki öğrenciler Sümeyye’yi kabullendi. Ona sahip çaktılar. Sümeyye’de onlara alıştı” dedi...

Kaynak :

NoEngel Yorumu:
İnsanın istediği zaman neleri başarabileceğinin gösteren en güzel örneklerden biride Sümeyye'nin başardıklarıdır. Bu tür örnekler çoğalması için engellilere en başta devletin ve sonrasında toplumun desteğinin büyük önemi vardır.Onlara yeter ki ufak bir umut ışığını çok görmeyelim.Sevgiyle ve sağlıcakla kalın...

Yapay Göz Üretildi





Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları görme özürlü insanların tekrar görebilmesini sağlayan bir cihaz ürettiler.

 
Yapay gözün içerisindeki bir çip hasar almış hücrelerin yerine konuluyor ve beyne doğrudan görsel içerik yollanılıyor.
Nakli alan hastanın üzerinde küçük kamera yerleştirilmiş bir gözlük takması gerekiyor.

Kamera, beyine içeriği sağlayan göz küresine yerleştirilmiş mikroçipe görüntüleri gönderiyor.

Araştırmacılara göre sağlıklı bir insanın gördüğü kadar yarar sağlamıyor ancak bir oda içerisinde görme engelli bir insanın kendi başına hareket edebilmesi ve işlerini halledebilmesine olanak tanıyor.

Cihaz şöyle çalışıyor: Görme engelli kişinin giydiği gözlükte kablosuz olarak göz küresinde bulunan bobinlere güç iletebilen mekanizma bulunuyor. Göz küresinde bulunan mikroçip de su kaçırma riskini ortadan kaldırmak için küçük bir titanyum kasa içerisinde bulunuyor. Çip, görsel bilgileri alıyor ve elektrodları harekete geçiriyor. Elektrodlar da sinir hücresini harekete geçirerek beyine görsel içeriği ulaştırıyor.

Araştırma ekibinin lideri MIT Profesörü Elektrik Mühendisi John Wyatt prototip cihazı gelecek üç sene içerisinde görme engelli kişiler üzerinde denemeyi planladıklarını söyledi.

Alınan geri bildirimle araştırmacılar ürünü daha iyi ve net görüntü sağlayan cihaz haline getirecek. Ekip, gelecek 10 sene içerisinde çipi seri üretime geçirmeyi planlıyor. 


Kaynak


NoEngel Yorumu:  İnsanın bütün organları önemlidir.Ama gözün yeri daha bir başkadır.Hani duyma ile görme arasında tercih yapın dense görmeyi tercih edenlerin sayısı bir hayli fazla olacaktır. O yüzden yukarıda ki buluş İnsanlık adına büyük kazanç olacaktır.Allah kimseyi böyle araçlara mahkum etmesin ama bu buluşu icat ederek gözleri görmeyen arkadaşlarımızın Karanlık dünyasına ışık tutma çabalarından dolayı yürekten teşekkürler ediyorum.

24 Eyl 2009

Onun adı Mavi Karakalem Portresi


Karakalem çalışmalarımın hepsini yayınlamıyorum.Nedeni ise kişiye özel olmaları. İşte yukarıda çizimini yaptığım değerli arkadaşımda yapmış olduğum çizimlerimi görmüş ve benden kendi karakalem portresini yapmam konusunda bir rica da bulunmuştu.Bende onu kırmadım ve resmini yaptım. Kendisine bu resmi bloğumda yayınlanmasına izin verip,vermeyeceğini sorduğumda ise memnuniyetle yayınlayabilirsin demişti.
Neden mavi ismi diye sorduğunuzu duyar gibiyim.Sebebi isim olarak portreye bu arkadaşımın gerçek ismini vermek çeşitli nedenlerden dolayı sıkıntı olabileceğinden, gözlerinden dolayı Mavi dedim.
 Kendisine buradan teşekkürlerimi sunuyorum.
Sevgiyle ve sağlıcakla kalın.

18 Eyl 2009

Canım Abim Vurma Beni



Mezarı bile sahipsiz onun. Mezarı bile suçlu. Başkale sokaklarından birine minnacık bir kızın bedeninden kan sızmıştı, önce kadınlar küsmüştü, sonra da sokaklar küstü kadınlara.
Üç yıl önce yine ramazan ayıydı, bayrama birkaç gün kalmıştı. Naile 16 yaşındaydı. Daha çocuktu ama kucağında bir dünya yük taşıyordu.

Kırmızı yanakları, bembeyaz teni ve umutlu gözleri tamamen değişmişti o sabah , rengi benzi atmış bir şekilde korku ile yalvaran umutsuz gözlerle abisine bakıyordu, çünkü abisi buz gibi bir silah doğrultmuştu minicik bedenine. Küçükken aynı tabakta yemek yediği, birlikte oyun oynadığı, onu her zaman koruyan, kollayan abisi onun cellâdı olacaktı.

Naile'nin yaşaması veya yaşamaması abisinin işaret parmak hareketine bağlı idi. Üç kez ateş etti Naile'nin abisi minicik bedenine, o parmak üç kez dokundu o tetiğe.
Ramazan ayında dua etmek için açılan eller , 'Allah'ım bu canı veren de sensin, alacak da sensin', 'Allah'ım sen bize can sağlığı ver, huzurlu bir ölüm ver' diye dua ederken Naile bu dualardan nasibini almıyor muydu, alamayacak mıydı? Hayata son veren, buna karar verici olan kul mudur?
Naile'nin ailesinin evini taşlayarak 'insan içine çıkamıyoruz, rezil olduk, bu işi temizleyeceksiniz' diyerek Naile'nin ölümünü çabuklaştıranlar, şimdi insan içine daha rahat mı çıkıyorsunuz?
Bu bayram da geçen kadir gecesi de daha mı huzur dolu sizin için? Katil olmak daha mı erdemli bir suç?
"canım abim vurma beni
bu dünyadan alma beni
dökülür mü kardeş kanı
bir karında yatmadık mı
bir anadan doğmadık mı
bir memeden doymadık mı"
Naile'nin ölümünün arkasında kalanlar
Cezaevinde altı kişi namuslu, temizlenmiş bir şekilde çürüyor şimdi. Aileden beş kişi ağırlaştırılmış müebbet cezası diğer bir kişi 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Ceza alan altı kişiden beşi evli ve oldukça fazla sayıda çocukları var: 38.
Naile'nin cinayetinin arkasında 38 çocuğun annesi ve babası cezaevinde şimdi. Azmettirenlerin toplam 38 çocuğu var. Bu çocuklardan bazıları evli ve çocukları var. 38 çocuktan hangisi eline silah alarak kardeşinin canına kıyacak ve kaçı 'canım abim vurma beni' diyecek?
Başkale'nin Çakırdoğan köyü kaç ölümle temizlenecek, kaç kadının kanı ile yıkanırsa o köy apak, namuslu olacak?
O değer vermediğiniz, hiç düşünmeden öldürdüğünüz Naile'nin hayatını en az altı kişi ömrünü en az 16 yıl yani Naile'nin yaşadığı yıl kadar cezaevinde yatarak ödeyecekler. Dışarıda kalanlar ise hayata küsmüş bir şekilde ömürlerini bu geri zihniyetle tüketecek.
Başkale sokakları mazot kokan, kadınsız sokaklar...
Naile Başkaleliydi. Diğer kadınlar gibi Başkale'nin yaşamında olmayan, Başkaleli genç bir kadındı. Bir çok yara var Başkale'den çıkıp içimde büyüyen ancak şimdi Başkale'nin adını duyunca veya içerisinden geçince aklıma tek bir kadın geliyor. Naile.
Naile'nin pembe yanakları, kumral saçları, pırıl pırıl gözleri toprağa verildi küçücük yüreği ile beraber.
Mezarı bile sahipsiz onun. Mezarı bile suçlu. O suçsuzdu, minicikti, masumdu. Naile o sokaklara sadece okul forması ile çıkmıştı. Kadınlar sokaklara küs, sokaklar da kadınlara küs. O sokaklardan birine minnacık bir kızın bedeninden kan sızmıştı, önce kadınlar küsmüştü, sonra da sokaklar küstü kadınlara. (ZÖ/EZÖ)

Kaynak  

NoEngel Yorumu: 21.yy.  gelmişiz hala bu anlamsız,hiç bir açıklma getirelemeyen cinayetler süre gelmekte, boşyere bu masum canlara kıyıyoruz.Ben bu yazıyı okuyunca insanlığımdan utandım.Malesef insanlarımız hala o eski zihniyette  devam ediyor,Allahın verdiği canı hangi akla hizmet edip alabiliyorsun ki bu kadar basit mi herşey sen Haşa Allah'mısın birinin ölümüne karar verebiliyorsun. Her ne suretle olursa ölüm kimseye yakışmıyor.Allahım hepimizi bu tür olaylardan korusun.Bu tür durumlara düşenlerede yardım etsin.

15 Eyl 2009

Kadir Geceniz Kutlu Olsun

“Doğrusu, biz Kur’an’ı Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrail O gece, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de inerler. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar süren bir esenliktir.” (Kadir, 1-5)
Bu gece bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir Gecesi.
Kadir Gecesi son ilahi kitap Kur’an’ la insanlığı buluşturan bir başlangıçtır. Kur'an' nın taşıdığı değer ve içerdiği anlamlar, koyduğu evrensel ilkeler tazeliğini ve canlılığını her zaman koruyor.
Kadir gecesi, Kur'an'ın indirilmeye başlandığı, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu gece.
Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle...
Tüm dualarınızın kabul olması dileğiyle...

8 Eyl 2009

Kenan imirzalıoğlu Karakalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri

Gerçek Adı: Kenan İmirzalıoğlu
Doğum Yeri: Üçen Köyü, Bala, Ankara
Doğum Tarihi: 18.06.1974


Onu Ünlü Yapan Ne? "Deliyürek" Tv dizisindeki Yusuf Miroğlu rolü ile ünlendi

Ailesi:
Annesi: Yıldız İmirzalıoğlu
Babası: Mustafa İmirzalıoğlu
Ablası: Zübeyde
Ağabeyi: Derviş, makine mühendisi

Ödüllerinden Bazıları: -
Eğitim:
- Yıldız Teknik Üniversitesi, Matematik Bölümü


Meraklısına...
  • 12 yaşına kadar Ankara'nın Bala ilçesinin Üçen Köyünde kaldı, daha sonra okul için Ankara'ya teyzesinin yanına gitti Eski bir model, "Best model of world" seçilmişti Payidar Tüfekçioğlu'nun seslendirdiği Yusuf Miroğlu karakterini başarıyla canlandıran İmirzalıoğlu, Yusuf Miroğlu karakteriyle adeta özdeşleşmişti. Eti çok seviyor. Kahvaltıda ise mutlaka bal yiyor. Ormanlık yerleri ve dağları seviyor, doğaya karşı büyük bir tutkusu olduğunu söylüyor
  • Bir söyleşide "5 yaşından itibaren haftada bir düzenli olarak aşık olmaya başladım." demişti
Tüm Filmleri:
  • Gilgamesh (2004)
  • Yazı Tura (2004)
  • Alacakaranlık (Tv dizisi) (2003)
  • Deli Yürek-Bumerang Cehennemi (2001)
  • Deli Yürek (Tv dizisi) (2000)
NOT:Yukarıda ki çalışmamda ilk defa füzen denilen kömür kalemini denedim.Umarım beğenirsiniz.
Karakalem porte çizimi :NoEngel
Biyoğrafi şuradan Alıntıdır.

7 Eyl 2009

Engelsiz Dünyam Günün Bloğu olmuş ama Haberim olmamış !

Ne trajikomik bir başlık değil mi?  Her zaman Bloxoo'da imrenerek baktığımız günün bloğu olma fikri benim için bir hayalden öteye gitmiyordu. Fakat ne talihsizliktir günün bloğumu olduğum 06 Eylül 2009 günü Bloxoo'ya girmedim.Günün bloğu olduğundan da dolayısıyle haberim olmadı. Benim anlayamadığım bir nokta günün bloğu olduğun gün ziyaretçi sayımın artması gerekir diye düşünürdüm.Fakat o gün sayaçlarda bariz bir trafik artışı olmadı bende uyanamadım tabi.Ayrıca Bloxoo'da günün bloğu olduğumu görüpte bana haber vermek isteyenin veya tebrik için olsun bloğumda yorum yaparak bunu bildirenin hiç olmaması tuhafıma gitti.Peki ne zaman haberin oldu derseniz 07 Eylül saat 01:10 da Bloxoo'ya bugün hiç girmedim bir bakıyım dedim.Sayfamın tebriklerle dolduğunu gördüm.Ama günün bloğu tanıtımı yazısı çokdan kalkmıştı.

Şimdi diyeceksiniz ki ne önemi var günün bloğu olmanın; önemli olan gönüllerin bloğu ol yeter diyebilirsiniz.Şu açıdan da bakarsanız, günün bloğu olmak demek bir çok gönüle ulaşmak için bir kapı,bir yol demek diye düşündüm.Fakat gördüm ki günün bloğu olmak ziyaretçi sayısına pek bir etki etmiyor.Ama Bloxoo platformunda gereken ilgiyi görmüş. Tebriklerle dolup taşmış.Dolayısıyle çok mutlu oldum.Tüm blogcu kardeşlerime böyle güzel bir duyguyu tadmak nasip olsun.

Ne ise artık olan olmuş, haberimiz olmamış artık bize düşen ağırdan da olsa ulaşbildiğimiz yerlere yavaş yavaş ulaşmak gönüllerde yaptığım güzel çalışmalarla taht kurmaktır. Son olarak beni Günün Bloğu olmaya layık gören değerli Bloxoo yetkililerine sonsuz teşekkürlerimi sunarım.Ayrıca beni tebrik ederek,değerli yorumlarını esirgemeyen tüm blogseverlere,engelli dostlarına şükranlarımı sunarım.Sevgiyle ve sağlıcakla kalın...

6 Eyl 2009

Kim Engelli ? (Atışma)




Kim engelli? ( Kayar Pano)

Özür yürektedir dahası değil.--------- gelin
Hepsi emanettir, kalası değil.
Kendinle övünmen insansı değil
-----Bir ufacık kaza, tarumar eder
-----Kimseye hor bakma, gücüne gider.

Bu dünyanın gidişatı böyledir. ----------- Ozan İlhani
Topraktan gelenler toprağa gider
Tohum mayasını kökünden alır
-------Bu sevda dallardan yaprağa gider,
-------Bağ kurursa bahçıvanı ne eder.

Elinden gelirse şifalar dile -------------- gelin
Sağlık istemekle geçmiyor ele
Hele incitirsen sen bile bile
-------Arşı titreterek Rahman�a gider,
-------Gör ki güzel Mevlâ bize ne eder.

Dizinde feri yok, büküktür beli --------- Ozan İlhani
Engeli olanın, yamandır hali
Sevgiyle kuşatın bütün ahvali
-------Muhabbetten öte, yolda ne biter
-------Bülbüller susunca kargalar öter.

Uzunlu kısalı dallar bizimdir. ------------- gelin
Güzelliğe varan yollar bizimdir.
Rabbin yarattığı kullar bizimdir.
--------Dört günlük dünyada olmasın keder,
--------Yüreği özürlü olmasın yeter. 

Ben insanım, can olayım cansıza, -------- Ozan İlhani
Sitemim var, duyarsıza, dinsize,
Söyleyecek sözüm olmaz kansıza,
--------Kansıza imkân ver, insanı satar.
--------Güzel sözler, çirkin insana batar.

Madem ki insanız bize bu düşer. ----------- gelin
Duyarsız olana şaşarım şaşar.
Sağlam da gidiyor bak üçer beşer.
----------Ölüm güzeli de toprağa katar.
----------Nice selvi boylar toprakta yatar.

Ozan İlhan sözlerine dem vurdu, ---------- Ozan İlhani
Sevgisiyle engelliye yurt kurdu
Duyarsız insanlar önüme durdu.
---------Aşk olmayan yüreklerde ne yatar,
---------Aslı bülbül olsa, gülünü satar.
Zübeyde Gökbulut

Şiir/Atışma:Zübeyde Gökbulut
Resim :alıntıdır.

5 Eyl 2009

Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Onkoloji kliniği..

Sende elinden geleni yaparsın bilirim.. fazla söze gerek yok bu yüzden..
 

Ellerini yüzüne kapatmış,annesinin arkasına saklanıyordu odaya girdiğimde.Tam çıkıyordum az önceki mahçup delikanlının annesi hemşire hanım biraz önce kolidorda balon verdiğinizi gördü çocuğa bizimkine de verirmisiniz varsa dedi.

Bizim mahçup küçük prense baktım hadi atla bakalım dedim yataktan,tut elimi sana da balon bulalım bakalım varmıymış dedim.Tüm mahcubiyetini bir kenara atmış çocuk sevinciyle yanıma geldi.Elleri avucumun içinde kaybolacak kadar minikti ama hala mahcubiyetini koruyacak kadar mağrur bir kalbi vardı.Uzun kolidoru yürüdükten sonra labaratuvara girdik elime eldiven kutusundan bir tane eldiven aldım.Küçüğü sedyeye oturttum.Balonu şişirdim,şişirdim sanki balon büyüdükçe çocuğun sevinci de çoğalıcak sandım.Küçüğüm heyecanlıydı ve balon yapan bir hemşire görmediği için biraz da şaşkındı.

Eldiven balonun baş parmak dışındaki parmaklarını bağladım saçları oldu,kaş,göz yaratıcılığınıza kalmış artık,yüzünü de boyadım tamamdır..Balonu verdiğimde keşke ona sağlığınıda verebilseydim geriye diye düşündüm.Kolidorda elinde balonuyla koşarken havalanacak sandım bir an o kadar mutlu görünüyordu ki..Ona küçücük bir mutluluğu kısacık zaman diliminde de olsa yaşattığım için sevinmelimiydim yoksa gerçekleri bildiğim için üzüntüye mi kapılmalıydım.Tam bir duygu karmaşasıydı o an yaşadığım...

-Hemşire abla şu kabloları ve serumu biraz çıkartır mısın hem lavoboya gideyim hem de su alıp geliyim aşağı kantinden.Hayır dedim biraz sert bir ses tonuyla.Tedaviye ara veremeyiz ama başka bir çözüm bulabiliriz dedim.Hem senin yakınların nerde,kimsen yok mu dedim niye tek başınasın diye sordum.Var ablacım ama babam köyde çiftçi,annem de öldü babam köyden otobüse bindirdi tedaviye geldim beş günlük dedi.Ben ne diyeceğimi şaşırdım genç delikanlıya bakarken sorduğuma biraz da pişman bir biçimde kızdım kendime..

Odadan çıktım ve kantini aradım bir şişe su rica ettim su gelince tekrar küçük delikanlının odasına girdim.Al bakalım su işini hallettik diğerlerini de ayarlarız dedim.Teşekkür etti ve bir saniye hemşire abla dedi odadan çıkmama ramak kala.Döndüm cebinden bozuk paraları çıkartmıştı ve bir araya getirmeye çabalıyordu.Ellerini tuttum ve avcunu yumdum hadi suyunu iç dedim bu benden ve bir ihtiyacın olursa çekinmeden bana söyleyebilirsin dedim.Yüzü pembeleşmişti...

Bunları neden mi anlatıyorum.Hergün nicesini yaşadığımız belki de tanık olduğumuz-olamadığımız yaşanmışlıklar mümkün.Burda sizlere pratik yemek tarifleri,moda resimleri,gösterişli fotoğraflar,yazılar yazmak isterdim.Ama önümüz bayram ve Onkoloji de hayat başka bir akar.Sevinç balonlarını kucaklamayı bekleyen minik ama sevgi dolu kalpler sizlerden gelebilecek yardımları bekliyorlar.

Yüreği güzel arkadaşım Elçin'in beni desteklemesi ve bu konudaki hassasiyeti ile bu yazıyı yazdım.Şimdi sıra sizde İzmir'de Ege için bölge hastanesi olarak geçen Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji kliniğinde yatan ve tedavileri süren miniklerimiz için bayramın yaklaştığı şu günlerde sizde küçük bir sevinç yaşatmaya ne dersiniz..Şimdi sıra sizde...

Geleceğimiz,çocuklarımız için bende varım diyorsanız iletişim adresinden ve mail adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Saygılarımla...

Adres:
Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Alsancak/İZMİR
e-mail: eminealbayrak79@gmail.com
Tel: 554 907 72 65 


Not:Bu destek yazısını Şeker Kokulu Doğa ile Yaşam bloğunda gördüm. Ve bizlere bu tür kampanyaları haber verme konusunda örnek olan Doğa sayesinde bu sosyal destek projesine destek vermekten mutluluk duyacağım. Unutmayalım bu çocuklar hepimizin sahip çıkıp koruyalım.Son olarak bu güzel destek kampanyasını bloğunda yayınlayarak bizlere duyurduğu için Şeker Kokulu Doğa ile Yaşam bloğunun sahibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

4 Eyl 2009

Engelli Erken Emekliliği,Erken Emeklilik için istenen Evraklar,

01.10.2008 den önce işe başlayanlar vergi indirimi almak mecburiyetindeler.5510 sayılı yasada şöyle denmiştir.
5510 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi gayet açıktır bu kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılar hakkında 506 sayılı Kanunda düzenlenen vergi indirimiyle emeklilik hakları korunmuştur. Vergi indirimiyle emeklilik hakkı olamayanlar ilk defa 5510 sayılı Kanundan sonra sigortalı olarak işe başlayanlardır.01.10.2008'den sonra işe başlayanlar vergi indirimi almadan erken emeklilik tarihi geldiğinde SGK'nın sevk edeceği bir hastaneden en az %40 rapor almak koşuluyla emekli olabilirler.

Vergi indirimi İçin gerekli evraklar:
 1) İşyerinde Çalıştığına Dair Dilekçe
2) Nüfus Cüzdan Fotokopisi
3) 1 Adet Fotoğraf
4) Rapor Aslı (varsa)
5) Bakmakla yükümlü olduğu kişilerin Sağlık Karnesi Fotokopisi


SSK için:
Bağ-Kur için: Yaşlılık Aylığı Talep Formu
Sigortalılık Belgesi / 1479 sayılı kanuna göre
Sigortalılık Belgesi / 2926 sayılı kanuna göre
Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği (Bağlı bulunulan nüfus idaresinden alınacak)
Ödendiği halde hesabına geçmemiş prim makbuzlarının fotokopisi

3 Eyl 2009

Ferdi Tayfur Karakalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri


Gerçek ismi Ferdi Tayfur Turanbayburt’tur. 1945 yılında Adana’da dünyaya gelmiştir. Necla Nazır ile yaşamaktadır.
Ferdi Tayfur Hayatı Yaşamı Biyografisi 1945 yilinda Adana Hurriyet Mahallesi’nde dunyaya geldi.
Unlu tiyatro ve dublaj sanatcisi Ferdi Tayfur hayrani olan baba Cumali en kucuk ogluna Ferdi Tayfur adini koyar.
En buyuk istegi Ferdi’nin iyi bir tahsil gormesidir.
Ancak babasinin oldurulmesi Ferdi’nin okul hayatinin baslamamasina neden olur.
10 yasina basan Ferdi ciftlikte calisarak ailesinin gecimine katkida bulunur. Genc Ferdi daha 17 yasindayken sarkici olmak hayaliyle Adana’dan Istanbul’a gelir.
O yillarda cocuk sarkicilara pek ragbet bulunmadigindan kendini ispatlayamayan Ferdi Tayfur tekrar Adana’ya doner ve ciftlikte traktor soforlugune devam eder.
Butun gunu Cukurova’da Pamuk tasimakla gecen Ferdi Tayfur’un gonlunde alevlenen sarkicilik atesi bir turlu sonmez.
Sarkici ve sohret olmak umidiyle icin icin yanmaktadir sofor Ferdi.
Sonradan Izmirden ve Konyadan calisarak Istanbul’a gelir ve Saya Plak ile anlastiktan sonra o firma icin alti plak doldurur. Ancak yaptigi 45′likler fazla satmaz ve patronu Ferdi de gelecek gormeyerek anlasmayi bozar. Her defasinda karsisina sanssizlik cikmaktadir. 
Biyografi:Alıntıdır