30 Ağu 2009

Kim Engelli ? Engel Ne ?


Bu yaşanmış hikayeyi ben okurken çok duygulandım.Belki biraz uzunca bir yazı gibi görünüyor, göz korkutuyor olabilir ama sabredip okumanızı canı gönülden istiyorum.Yorulan gözleriniz için şimdiden özür dilerim.

Kim engelli ? Engel ne ?

Bu isyan..! şiir değil,kafiyesi ölçüsü yok.
İnsanlık ayıbına isyan, acı ile minnetin beraber baktığı gözlere utancımız..
Eğilmesi gereken başların yerde araması gereken parça parça insanlık kırıntıları...

Sıcak, ağustos sıcağı. Antalya da şehir dışı semtlere giden bir yol üstü,dolmuş durağındayım. Biraz ileride iki kişinin konuşmaları duyuluyor.
’’ aaabee yiimii beşş,eli yediii onaa binnecemm.paa vaar.Bee paa varr’’
’’Ben yabancıyım diyor,uzaklaşıyor öteki’’ hızla uzaklaşıyor,spastik engelli gencin yanından..

Elleri istemdışı hareketlere mahkum gencin dur işareti yapabilmesi yetmemiş dolmuşların onu yolcu olarak almaları için..

Sıcakta terden sırılsıklam buruşuk gömleği pantolonunun içinde düzgün duramıyor her el kaldırışta tekrar çıkıyor dışarı..kapatamadığı parmakları utanmayı biliyor. O sıcakta,açılan göbeğini örtmeye çalışıyor.

İşte yine başladı ciğer yangınım, yaklaştım.. ona doğru gelişim yüzüne umut ışığı yaktı sanki.
’’Nereye gideceksin ben seni bindireyim ’’ dedim.
Gözlerinde o masumiyetin, o çaresizliğin minnetin ifadesi, ancak görülmeli idi anlatmaya yetmez kelimelerim..
’’Almıyoola abaa neeniköyyy yiimiibeşşş eliyediii binnecee paa vaa meeenii...’’ Anladım.. ben anladım seni götürürüm merak etme dedim.

Kalbim de yine aynı sızı..cebinden çıkartıp elinde tutmaya çalıştığı bozuk paralar,kapatamadığı parmak aralarından kayıp yere düşüyor,o almaya çalışırken diğer paralar aynı akibete uğruyordu.Topladım gömlek cebine koydum hepsini..ellerimi öpmek istediğini farkettim başını ellerime doğru eğmesinden..

O sırada dolmuş yanaştı durağa,önce onu bindirdim sonra ben,bakışlardaki anlam açıktı..ne işi vardı benim gibi şık bir bayanın üstübaşı hırpani üstelik parmakları gergin sürekli açık duran bu gençle..

Onu boş yere oturttum.Ayakta devam edeceğim yolculuğuma..
Gözleri yine bende sen otur dercesine..
’’Yok yavrum otur sen ben yakında ineceğim ’’dedim.
O hemen elindeki paraları düşürmeden şöföre uzattı..ben iki sıra arkada ona yetişemeden..
paa vaa dedi. verdi.
Şöför parayı alırken bana döndü yüzünde garip hayret ifadesi
’’ abla bu senle mi nerde inecek ’’
Cevap verdi kelimelerin bir araya gelişindeki tüm zorlanmasına rağmen
’’’ neenikööy ’’dedi..
bana döndü yine o bakış o dudaklarımı ısırmama,gözyaşlarıma şimdi akma ne olur diye yalvarmama sebep olan bakışı ile
’’ aabaa neen paa veeme benn veedimm.....’’ sseen oollmaazzaan allmasdıı beeni aabalaar .. artık tutamam..bıraktım...çığlık çığlığa aksınlar..
evet aksın hemde insanlar duya duya..utana utana aksın...gözlerimden çağlayan yaşlara şaşkın bakıyor dolmuş ahalisi.. ’’Şaşırmayın,o bir insan utanmayı,teşekkürü,yardımlaşmanın değerini,minnetini ifade etmeyi bilen bir insan..sizlerden tek farkı görünüşünde,belki ellerinde,ayaklarında.. ama eminim bir çok insanda olmayan bir yüreği var..kim engelli iyi bakın o mu yoksa onu bu halde diye dolmuşa almayan sıcakta dumasını umursamayan yada görüntüsünden ürken sizler mi..hiç düşündünüz mü bu delikanlı ailenizden biri olsaydı neler yaşadığını, yapmak isteyip de yapamadıklarına duyduğu acılarını..ya da bir çocğunuz ömür boyu sizin bakımınıza muhtaç olsaydı ne yapardınız..ondan da böyle uzak kalmak istermiydiniz..peki sizin ne garantiniz var..sağlıklı olmaya kontrat mı yaptınız....’’

Dolmuşda sesimin yankısını son sözlerimde farkettim. Kimsede cıt yoktu.
Bütün başlar yerde,kaybettikleri insanlık kırıntılarını arıyorlardı belki de. İnerken ona baktım,açık tek parmağı gözünü silerken diğeri ile gülümsüyordu...
güle güle yavrum senden özür diliyoruz....


Engelli olmak bir seçim değildir.O kendi seçimini kendi yapar. Peki bu yaşam savaşında sizin çevrenizdeki engelli insanlara bakışınız nedir.
Yardım ediyorsanız,seviyorsanız onların farklılıkları sizin için ne anlama geliyor. Onlardan korkuyorsanız,ürküyorsanız bunun sebebi ne...lütfen düşünün...hiç kimsenin ne ölüm ne de engelli olmamak konusunda güvencesi olamaz.. her an her şey olabilir,yaşanabilir hayat bu.. kimin başına ne gelecek...kim bilir...



Yazarını bulamadığım için Alıntı demek zorunda kaldım.Kendisine bu anlamlı hikayesi için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Yüreğine sağlık.

Lösev İyilikler Çarşısı İçin Acil Yardım



6 Eylül Pazar günü Cam Piramit’te, binlerce lösemili çocuğumuz ve ailesinin gıdadan temizliğe, beyaz eşyadan mobilyaya, kıyafetten kırtasiyeye kadar pek çok ihtiyacını karşılayabileceği ‘LÖSEV İYİLİKLER ÇARŞISI’ için acilen 1.el OYUNCAK, KÜÇÜK EV ALETLERİ, HALI ve HER YAŞTA HER CİNSTE AYAKKABI ihtiyacımız vardır.

vakıf için buraya lösev lösemili çocuklar vakfı
iletişim için esen ergörün 0312-447-06-60 dahili 210

sadece 1hatfa kaldı sesimizi duyuralım...



NOT: Bağış yaparak destek olan firmalara bağışları karşılığında LÖSEV Bağış Makbuzu iletilmektedir. Bu sayede bağışçı firmalar, bağışlarının % 100’ünü vergilerinden düşebilmektedirler.

DİPNOT:herkes yayınlayabilir blogunda ne kadar çok kitleye ne kadar çok insana ulaşırsak okadar iyi arkadaşlar haydi herkes pc başınaa.

NoEngel'in Notu:Bu kapmanyadan içimdeki yolculuk bloğu sayesinde haberim olmuştur.Bu anlamlı kampanyadan bizleri haberdar ettiği için kendisine ayrıca teşekkür ediyorum.

29 Ağu 2009

Kadir inanır Karakalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri


15 Nisan 1949'da Ordu'da doğan Türk Sineması'nın büyük oyuncularından Kadir İnanır, oyunculuk hayatına foto-roman'lar ile başladı ve "Son Yedi Adım Sonra" isimli film ile sinemaya geçti. Türk sinemasının yetiştirdiği yıldız oyunculardan biri olan Kadir İnanır'ın önemli filmleri arasında, başrollerini Türk Sineması'nın Sultanı olarak bilinen Türkan Şoray'la paylaştığı "Dönüş", "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Yılanların Öcü" filmleri ile Ah Güzel İstanbul, Tatar Ramazan, Bir Yudum Sevgi filmleri yer alıyor.

İnanır, 2003 yapımlı sinema filmi "Gönderilmemis Mektuplar"da, başrolü Türk Sineması'nın Sultanı Türkan Şoray'la birlikte paylaştı. Türk Sineması'nın efsanevi ikilisi, 24 yıl aradan sonra bu filmle birlikte biraraya geldi.

Not: Bu karakalem çalışması Kadir İnanır'ın gençlik döneminde ki bir resiminden yapılmış olup, şu anki halinden biraz uzak görünebilir.Ayrıca resim ilk çalışmalarımdan biri olup, çizim açısından birazcık daha yenilere göre iyi olmayabilir.

25 Ağu 2009

Eşiniz Birden Engelli Oldu ! Ne yaparsınız?


Evlilik kurumu kutsal bir kavram ve zamanı gelince hepimiz evleniyoruz.İstisnalar hariç tabiki. Bu mutlu birlikteliğin bir döneminde eşiniz engelli duruma düştü.Yürüyemez,konuşamaz duruma geldi.Eşinizi bu durumda terketmek mi istersiniz, yoksa iyi günde olduğu gibi kötü günde de yanında olmayı mı tercih edersiniz? Bu kadar güçlü olduğunuza inanıyor musunuz? Gibi soruları sorduğumuzda cevabımız her kişiye göre değişebilir.Örneğin eşinden memnun olmayan biri hemen terketmeyi seçebilir, memnun olan terketmem der ama nereye kadar bu durumu sürdürebileceğini tahmin edemez.Çok zor bir durumdur.Ömür boyu birine çocuğa bakar gibi ilgilenmek, sıkıntılarını gidermeye çalışmak çok zordur.Hele ki maddi anlamda yetersiz bir durumda iseniz bu durumun yürümesi imkansız bir hal alır. Eşlerin birbirine karşı sevgisi olduktan sonra herşeye katlanır,her şeyin çözümü bulunur denebilir.Ama sevgimizden emin olabilmek için böyle olumsuz olayların olması durumunda neleri kabullenebileceğimizi kimse kestiremez.

Günümüzde bu tür olaylara örnekler verebiliriz.Örneğin ünlü bir futbolcu olan Sedat Balkanlı olayında olduğu gibi.Eşi yürüyemez,konuşamaz hale gelmiş bir kadın düşünün, eşinin ölümüne kadar tabiri caizse başından ayrılmamış sonuna kadar eşine bakmıştır. Peki bu anlamda engelli olan eşin kadın veya erkek olması fark eder mi? Kadınlar daha bir sadık, daha bir fedakar mı oluyor. Ya da kadınların bulunduğu konum itibariyle eşine bakmak konusunda daha mı bir mecburiyet hissediliyor? Erkekler bu durumda eşini hemen bırakır mı?

Aslında insan pisikolojisi çok değişken oluyor .Ben asla yapmam,etmem cevabını çok kolay verebiliyoruz ama bu durumla karşılaşıldığında erkek veya bayan pek farketmiyor; teorik olarak evet dediğimiz şeye uygulamada hayır diyebiliyoruz. Ne diyelim Allah kimseyi böyle durumlara düşürmesin ve böyle zor kararlar vermek zorunda bırakmasın.
Mutlulukla ve sağlıcakla kalın...

Yazar:NoEngel

23 Ağu 2009

Engelli de Kardeşimiz



Sağlıklı yaşam sürdüren
Sakatları görmez misin?
Onların zekası yüksek,
Severek iş vermez misin?

Bir bütünün parçasıyız,
Lalezâr gül bahçesiyiz.
Gelin kızın bohçasıyız,
Engelli de kardeşimiz.

Birlikten dirlik doğar,
Yaşam tatlı güzel bahar,
Hak Teala’dan rahmet yağar
Engelli de kardeşimiz.

Dağ bayır gezer oynarız,
Sevinçle gönül eyleriz,
Elden gelmez neyleriz,
Engelli de kardeşimiz.

Mutluyuz sıcak aşımız,
Sadık dostlar sırdaşımız,
Bu bir yaşam savaşımız,
Engelli de kardeşimiz.

Ayağınız değmesin taşa
Hem ağam hem de paşam
Özürlüye tanı yaşam
Engelli de kardeşimiz.

Eğitim ile iş verelim
Biraz olsun güvenelim.
Gelin birlikte sevelim.
Engelli de kardeşimiz.

Çalışır üretken insan
Sevecen güzel bir can
Keşke olabilsek derman
Engelli de kardeşimiz.

ACAR eğitim işi gerek
Neme lazım dememek
Tek bir vücut, cümle yürek
Engelli de kardeşimiz.

AHMET ACAR / SİVAS

21 Ağu 2009

HOŞ GELDİN ŞEHR-İ RAMAZAN


Onbir ayın sultanısın sen,
Bereket yağdıransın sen,
Gönüllere huzur verensin sen,
Hoş geldin ya şehr-i ramazan,

Günahlar seninle son bulsun,
Evlerimize bereket dolsun,
Bizlere doğruyu gösteren yolsun,
Hoş geldin ya şehr-i ramazan,

Bin aydan hayırlı gece sende,
Kararmış yürekler son buldu sende,
Aydınlandı dargınlıklar sende,
Hoş geldin ya şehr-i ramazan,


Aziz Soylu

20 Ağu 2009

Engelli güzel AİHM yolunda


Daha önce Engelli Güzelin Buruk Sevinci başlığıyla haberini verdiğim Engelli Güzelillik Yarışmasının birincisi Nergis Demirarslan hakkında haberi sizinle yorumsuz paylaşmak istiyorum.

Samsun’da yaşayan 2009 Engelliler Dünya Güzeli 17 yaşındaki Nergis Demirarslan, sakat kalmasına neden olan eniştesine açtığı dava sonucunda aldığı tazminatı yeterli bulmayarak İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gitme kararı aldı. Şakalaşırken kendisini sığ suya atarak felç kalmasına neden olan 45 yaşındaki Selim Yazıcı’ya ‘taksirle yaralama’ suçundan verilen 2 bin TL para cezasını az bulan Demirarslan AİHM başvuracağını söyledi. Demirarslan “Eniştem beni omuzundan suya attı. Boynum kırıldı. Felç kaldım. Mahkeme 2 bin TL ceza verdi. Dosyanın Yargıtay’dan gelecek sonucunu bekliyorum. Karar bozulmazsa AİHM’e gideceğiz” dedi.

Kaynak

19 Ağu 2009

Arada Mimlenmek İyidir.


Bu günlerde ödül üstüne ödüllendirildim. Bu ödüle beni layık gören tarih sırasıyla FERZAN , İçimdeki Yolculuk, Buda Geçer bloglarının sahipleri arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Arkadaşlarım arasında ayrım yapamayacağıma göre bu başlıkta hepsine birden cevap vermiş olacağım. Ayrıca bu bir mim olayı olduğuna göre aşağıda ki kuralları yapmak gerekiyormuş.

İşte kurallar:

1-Sizi ödüllendirene teşekkür edin.

2- Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın.

3- Ödülün logosunu yayınlayın

4- 7 yaratıcı blogeri ödüllendirin.

5- Bu 7 bloğun linklerini yayınlayın.

6- Ödüllendirdiklerinizi bundan haberdar edin.

7- Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın.



Ödüllendirdiğim 7 Bloğun Linki :

http://yalnizkralice.blogspot.com/

http://icmdkiyolculuk.blogspot.com/

http://kararli.blogspot.com/

http://sekerkokusu.blogspot.com/

http://sihirlisepet.blogspot.com/

http://anka-yansimalar.blogspot.com/

http://hakan-can.blogspot.com/

http://aysed.blogspot.com/

http://mukonungunlugu.blogspot.com/

http://arzununincileri.blogspot.com/

Gelelim kendim hakkında 7 İlginç şeyin ne olduğuna.

1- Küçükken çok hiperaktif ve yaramaz bir çocukmuşum.Bir kaçtane cam kırmışlığım var yani. :)

2-Balık tutmayı çok severim.

3-Şiir okumayı ve arada kötüde olsa şiir yazmaktan hoşlanırım.

4-Hoşuma giden,ilgimi çeken herhangi bir konuda sıkılıncaya kadar devam eder,herşeyini araştırır,öğrenirim.

5-Bilgisayarıma oyun yüklemeyi sevmem.Sebebi ise bilgisayarıma bir oyun yüklersem kesinlikle onu bitirmek isterim.

6-Kötü diyebileceğim huyum, alınganlık yaptığım çok görülmüştür.

7-Küçükken ayakkabı boyacılığı yaptığımı söylemekten çekinmemeliyim. :)






18 Ağu 2009

Doğa ve Arkadaşı Karakalem Çalışması


Bloğumun değerli okuyucularından Şekerkokusu bloğunun sahibi Şenay Hanımın biricik kızı Doğa ve arkadaşının bir ara karakalem resimlerini çizmiştim.Bloğumda bu sevimli,şirin kardeşlerimin karakalem resmini yayınlamaktan mutluluk duyacağım.

Ayrıca şekerkokusu bloğunu da ziyaret ederek Doğanın o neşe dolu hayatından kesitleri zevkle okuyabilirsiniz. İşte adresi : http://sekerkokusu.blogspot.com/
Bu arada Doğa ve arkadaşına nazar boncuğumuzuda eksik etmeyelim dimi.

16 Ağu 2009

Orhan Gencebay Karakalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri


Orhan Gencebay'ın yaşamında iki doğum tarihi vardır... Birincisi 1944 yılının 4 Ağustos'unda sıcak bir öğle vakti ilk soluk. İkincisi ise müziği kanında,duygularında solukladığı an. Müzik yaşantısına altı yaşlarında babasının "eğlensin" diye aldığı mandolin ve kemanı çalarak başladı. Bunlar daha çok batı aletleriydi. Hocası viyolanistti, çok iyi öğrenim yapmış birisiydi...Kırım Türklerindendi ama Samsun'da berberlik yapıyordu. Küçük Gencebay yetenekliydi, kısa zamanda notayı öğrendi.

Ancak gözü Halk müziğindeydi. Yedi yaşında iken bağlama ile tanıştı.12 yaşına geldiğinde artık tamburda çalıyordu. Şarkı söylemiyordu ama müziğin felsefesini tanımaya çalışıyordu. Konservatuar sınavlarına girdi,kazandı ve bir süre devam etti. Ancak aradığı ve düşlediği müziği bulamadığı gerekçesiyle ayrıldı. Ardından Ankara Radyosu sınavlarına girdi 20 yaşındaydı.Sınavları iftiharla kazandı, Halk Müziği'ni tercih etmişti.

Müzik aletleri içinde ona bağlama kadar yakın gelen yoktu. Sınavları kazandığı halde usulsüzlük yapıldı diye radyoya girmedi. İki yıl sonra İstanbul Radyosu'nun sınavlarına girdi, onu da iftiharla kazandı, 10 ay TRT'de çalışıp ayrıldı.

Orhan Gencebay'ın ilk evliliğini yaptığı Azize Gencebay'dan Altan adını verdiği bir oğlu dünyaya geldi. Daha sonra oğlunun annesinden boşanan sanatçı "Tanrı katında eşimdir" dediği Sevim Emre'yi kendine hayat arkadaşı olarak seçti. 1974 yılından bu yana birlikte olan ünlü çift çeyrek yüzyıla yakın bir zamandır beraberliklerini büyük bir uyum ve mutluluk içinde sürdürüyorlar.

Ünlü sanatçı şimdiye karar 35 tane Yeşilçam filmi çevirdi. Sayısız filme müzik direktörü olarak imza atan Orhan Gencebay'ın kendi firmasından çıkan 25 albümü bulunuyor. 28 yıllık sanat hayatında plak ve kaset olarak 50 milyonu aşkın bir sayı ile erişilmesi güç bir rekoru elinde bulunduruyor.

Portre çizen: NoEngel
Biyografi: Alıntıdır

13 Ağu 2009

Çocuklar Ölmesin! Lütfen Destek !


Arkadaslar aynen okuduklarımı aktarıyorum.

'[Losemi hastasi] Volkan Dundar 13 yasindaydi. Hastanede ilik nakli icin yillarca sira bekledi. Bir gun Dundar ailesinin telefonu caldi.

Nakil icin sira geldigini soylediler.. Ancak Volkan bu telefondan 4 gun once olmustu. Son 10 ayda 15 losemili cocuk, uygun ilik bulundugu
halde hastanede yatak bulunamadigi icin yasamini yitirdi.'


Kampanyamiz hizla ilerliyor. Ama zamanimiz cok az. Bugun de losemili bir cocuk basvurdu. 6/6 tam uyumlu verici kardesi olmasina ve hastanin yasamasi kemik iligi nakline bagli olmasina ragmen nakil yaptiracak hastane bulamiyor. En yakin 3 ay sonrasina randevu veriliyor. Yani bir anlamda beklerken ol deniliyor. Bunun icin zamanimiz yok. Ben utaniyorum. Ama ne yapacagimi da sasirdim. Gercekten bu insanlar bu kadar duyarsiz mi? Ya da bir tek biz mi telaslaniyoruz? Acaba biz de mi 3 maymun olmaliyiz ki aksam rahat uyuyalim?

Hayir , olamaz.

Insanlik henuz olmedi. Ya gercekten bizim cok yakinimiz birisi yasayacakken goz gore gore olse biz ne yapardik? Insanlar katil olur yahu.

Haydi tuslara daha fazla dokunalim ve bu sayiyi kisa zamanda 1 MILYONA cikaralim, sonra da 5 milyona. Sesimizi basin bile duymuyor, siyasiler nasil duysun?

Elinize saglik. Kolay gelsin.

Dr. Ustun EZER
Yonetim Kurulu Baskani
LOSEV Losemili Cocuklar Vakfi
destek için sadece bir TIK TIK

DİP NOT: arkadaşlar duyan duymayana duyursun kendi blogunda yayınlasın hatta ne olur..farzedinki o çocuklardan biri sizin çocuğunuz bizim çocuklarımız onlar haydi arkadaşlar.

Not:Bu yazı İçimdeki Yolculuk Bloğundan Esinlenerek yayınlanmıştır.Değerli arkadaşımıza buradan teşekkür ediyorum.

10 Ağu 2009

Mutluluğun Resmi



Mutluluk ayakkabısı olmayan bir çocuğa yeni bir ayakkabı alındığında, yüzünde ki gülümsemedir.

6 Ağu 2009

İsimsiz Karakalem Porte,Arkadaş Karakalem resimleri


Şimdi isimsiz karakalem portre olur mu demeyin.Oluyor.Nasıl oluyormuş anlatayım.
Bu çizime konu kahramanımız tamamen rastlantıdan ibarettir.Geçenlerde nüfus kağıdım eskidiği için bir fotoğrafçıya gittim.Fotoğrafçı resmimi bir güzel çekti.Bilgisayarında rütuş yaparken benım aklıma bu fotoğrafları telefonumun hafıza kartına atabilme ihtimali geldi.Durumu söyledim o da hemen atalım dedi.Fotoğrafçı cep telefonumun hafıza kartına bakarken,karakalem çizimlerimi gördü.Ve hayran kaldı.Abi dedi benimde resmimi yap kaç para istersen vereyim dedi.Ben bu işi para için yapmıyorum sadece hobi benimkisi dedim.Ama seni kırmayayım bir şartla yaparım dedim.Benim bir sitem var o sitede senin ismini belirtmeden yayınlarsam , bu şekilde yaparım dedim.O da kabul etti. Ve İsimsiz Portre başlığıma konu post yayınlanmış oldu.

Yazar : NoEngel

5 Ağu 2009

Berat Kandiliniz Kutlu Olsun.


"Yemyeşil cennet vadileri sizin olsun.Kalbiniz Nur,Ruhunuz Allah'a yakın olsun.Melekler dostunuz, Rasulullah sefaatçiniz olsun."
Bu güzel sözler çok hoşuma gitti.Bir kezde yazıyla yazmak istedim.Sevgiyle ve sağlıcakla kalın...
İyi kandiller.

4 Ağu 2009

Cesaret Nedir? (MİM)


Sevgili Hakan-Can kardeşim beni bloğunda mimlemiş.Bu güzel mim İçin kendisine teşekkür ediyorum.
Mimin konusu ise hayatta ''Cesaret'' senin için ne anlam ifade eder?

Bu cesaret dediğimiz elle tutulmayan kavram aslında güncel hayatta çoğu zaman karşımıza çıkmaktadır.Bazen uygularız, bazende uygulamaktan çekiniriz. Benim açımdan Cesaret anlayışı ise her hangi bir işe kalkıştığımda beynimden gelen bütün olumsuz uyarılarına rağmen aşağıda verdiğim şu sorulara cevap bulduğum zaman cesaretim devreye girer.
İşte cesaret ölçen sorularım.

Bak yaparsan çok kötü olur ?
Yaptığında eline ne geçecek?
Eğer yaparsan sonuçlarına katlanabilecek misin?
Ya sondaki ise o zaman hapı yuttun?
Bak rezil olursun!
Ya biri bişey derse!
Yapma bak pişman olursun?

Bunlar aklıma gelen sorular.Beynim o anda kaç tane varyasyon deniyor onu şu an için hesaplayamadım. :)

İşte içimde ki bu adam bana bütün bu soruları sormasına,hatırlatmasına rağmen eğer bunlara karşı gelip ilk adımı atabiliyorsam bu yaptığım bana göre cesarettir.