30 Tem 2009

Görüntüm çok çirkin ! Beni kimse Sevmiyor !


Yüzünde ve vücudunda görülen şekil bozukluklarından dolayı insanlar ondan hep bakışlarını kaçırıyordu,kızlar metrelerce uzağından geçiyorlardı.O duygusal manada kimseyi sevemezdi.Çünkü o çirkin ve de kamburdu.Kim niye sevsin ki hem.Her sabah kalktığında aynaya baktığında o çirkin yüzü,vücudu görmek onun için ızdırap verirdi.Hem bir peride yok tu ki bu dünyada tek dileğini sorsaydı, O da söyleseydi benim yüzümü-vücudumu güzelleştir diyebilseydi.Ortalıkta bir peride olmadığına göre yaşamanında anlamı yoktu belkide.Hayata küsmeliydi çekip gitmeliydi; kimsenin olmadığı,kimsenin ona bakmadığı bir yere gitmeliydi.Hem orada aynalarda yoktu,kendini görüp ızdırap çekeceği...

Yukarıda anlatılanlara konu çok güzel yaşanmış bir hikayemiz var.Daha önce biryerlerde rastlamış olabilirsiniz ama engelli kavramını gözünüzde bir daha canladırarak okumanızı tavsiye ederim.


İşte hikayemiz:

Moses Mendelssohn hiç yakışıklı bir adam değildi. Çok kısa boyunun olmasının yanı sıra, çok garip bir de kamburu vardı. Moses Mendelssohn, günün birinde Hamburg da yaşayan bir işadamını ziyarete gitti.

İşadamının, Frumtje adında çok güzel bir kızı vardı. Moses, bu güzel kıza umutsuz bir aşkla tutuldu. Fakat güzel kız onun çirkin görüntüsünden ürkmüştü. O nedenle, değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyordu.

Ayrılma zamanı geldiğinde Moses, güzel kızın üst kattaki odasına çıktı ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konuşma girişiminde bulundu. Kızın güzelliği öylesine olağanüstüydü ki, bir an için onun cennetten geldiğini bile düşündü.

Fakat kızın, başını kaldırıp da yüzüne bakmamaktaki direnci, Moses i çok üzdü. Güçlükle başarabildiği konuşması sırasında çirkin aşık, bu güzel kıza bir soru sordu: "Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna inanır mısınız?" dedi.

"Elbette" diyerek yanıtladı güzel kız ve gözlerini yine kaldırmayıp Moses in yüzüne yine bakmadan, kendi de ona bir soru sordu: "Peki ya siz?"dedi."Siz inanır mısınız buna?"

Moses bir an bile duraksamadı: "Evet,ben de inanırım" dedi ve ekledi: "Biliyor musunuz? Her erkek çocuğu doğduğunda Tanrı,onun evleneceği kızı belirlermiş. Benim doğumumda da,benim evleneceğim kız belirlenmiş ve bana Senin karın kambur olacak demiş.O zaman ben bir istekte bulunmuşum Tanrı dan.

Tanrım, kambur bir kadın bir trajedi olur. Lütfen onun kamburluğunu bana ver ve onu güzel bir kadın yap demişim." Moses in bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini yerden kaldırdı, onun gözlerinin içine baktı ve elini uzatIp, Moses in elini tuttu.Ve daha sonra da onun, sevgili eşi oldu.

Bu anlatılanlar bir "peri masalı" değil, ünlü Alman besteci Mendelssohn un büyükbabası ile büyükannesinin evlenmelerinin öyküsüdür.


Resim ve hikaye alıntıdır.

29 Tem 2009

Üç Yaşında ki Çocuğun Azmine Hayran Kalacaksınız..


18 ay önce bacaklarını kesilmek zorunda kalınan 3 yaşındaki Archie Barton, takma bacakları sayesinde tekrar yürümeye başladı. Annesi, küçük Archie'nin en sevdiği renk kırmızı olduğu için takma bacaklarının da kırmızı olmasını istediğini anlattı.


Archie'nin 18 aylıkken geçirdiği ağır menenjit hastalığı sonucunda vücudunu saran septisemi, talihsiz çocuğun kol ve bacaklarının morarmasına neden oldu ve çaresiz doktorlar Arhcie'nin tüm parmaklarını ve iki bacağını ampute etmek zorunda kaldı. Archie, görme yeteneğini de büyük ölçüde kaybetti.


İngiltere'nin Dorset bölgesinde yaşayan aile, Archie'nin tekrar yürüyebilmesi için doktorlarıyla beraber fiyatı 12 bin 500 sterlin olan takma bacakları taktırmaya karar verdiler. Küçük Archie'nin en sevdiği renk kırmızı olduğu için, özellikle kırmızı bacak talep ettiğini anlatan 42 yaşındaki anne Nicky, şunları söyledi: "İlk başta sorunun Archie'nin diş çıkarması olduğunu düşündüm. Ama yüzünde kızarıklıklar beliren oğlumda daha ciddi bir sorun olduğunu anlayınca hastaneye gittik. Yürüyen, koşan, konuşan oğlumuz birden bire başını kaldırmayı bilemeyen bir çocuk haline dönüştü."

Ancak yapılan 18 aylık tedavi sonucunda oğlunun takma bacaklarına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyleyen anne, "Archie sabahları bacaklarını takmak için sabırsızlanıyor. Beraber parka yürümeye gidiyoruz. O, yeni doğmuş bir çocuk gibi, çok mutlu" diye konuştu.

Merve LOĞMANOĞULLARI/LONDRA / Hürriyet
Kaynak

28 Tem 2009

Memati Karakalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri

Asıl adı Gürkan Uygun olan Memati, 1974 yılında İzmit'te doğdu. Lise yıllarında tiyatro ile tanıştı, 1990 yılında ise amatör tiyatroya başladı. Tatlı Kaçıklar, Affet Bizi Hocam, Böyle mi Olacaktı, Şapkadan Babam Çıktı, Deliyürek adlı dizilerde rol aldı. Fasülye adlı 35`lik sinema filminde oynadı. 7 yıl Dormen tiyatrosunda oyunculuk yaptı.

Özelikle Etnik müzikleri ve dünya müzikleri dinlemeyi çok seviyor. Resim, karakalem çizim ve ufak heykelcikler yapıyor. Bu konularda herhangi bir eğitim almamış. Bunların dışında klarnet çalmak istiyor. Evindeki aksesuarları ve kullandığı eşyaları kendi yapmayı seviyor.

Kurtlar Vadisi'nden sonra insanların sevgisini kazandı. Bundan çok büyük keyif duyuyor. İnsanlar onu Kurtlar Vadisi ile tanıdı. Bu dizi sayesinde beğenilen bir oyuncu oldu. Hayatında olumlu ve güzel değişiklikler oldu.

Biyografi

Memati KaraKalem Portre

26 Tem 2009

Bana ENGELLi Diyorlar !!! (Şiir)



Bana engelli diyorlar..

Görmüyormuşum hiçbir şeyi !

Beyaz asam ile sendeleyerek yürürken yolda,

Duyuyorum nasıl da gülüyorlar bana

Bana engelli diyorlar..

Duymuyormuşum kimseyi!

Ne olur birkaç defa tekrarlasalar aynı cümleyi?

Duyamıyorum ama görüyorum bana sıkıntıyla bakan gözleri.

Bana engelli diyorlar.

Düşünemiyormuşum herkes gibi !



Ama bilmiyorlar ki annemin her damla göz yaşının içime işlediğini..

Bana engelli diyorlar.

Yürüyemiyormuşum insan gibi !

Ama unutuyorlar,

Sürünerek te olsa daha zor şartlarda yapabildiğimi her işimi.

Bana engelli diyorlar.

Konuşarak anlatamıyormuşum derdimi !

Ah bir bilseler !

Su isteyemediğim için susuz uyuduğum geceleri.

Bana engelli diyorlar

Halbuki beni görmemek için;

Gözlerini kapatıyorlar,

Kulaklarını tıkıyorlar,

Yollarını değiştiriyorlar

Ben konuşmak isteyince;

Susuyorlar !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Ama bana engelli diyorlar!!!!!!

Sizler verin cevabını;

Ben engellerimi aşmak için azimli davranırken,

Bana yeni engeller koymaya ve beni etiketlemeye,

Kimin var hakkı ?????????

Yazar:Sevil ÖNAL / Zihin Engelliler Öğretmeni
Kaynak

25 Tem 2009

Necati Şaşmaz Karakalem Portre,Sanatçı Karakalem Resimleri

Abdulkadir Şaşmaz'ın oğlu olan Muhammed Necati Şaşmaz 1971'de Elazığ'da doğdu. Asıl mesleği turizmcilik olan Şaşmaz, eğitimini Kanada'da tamamladı.

Amerika'da 6 sene kalan Şaşmaz, 2001 yılında bir süreliğine ailesini ziyarete geldiği sırada geri dönüş uçak biletini 11 Eylül 2001 tarihine aldı. Amerikada yaşanan saldırılar sebebiyle uçağı Amerika'ya varamadan geri dönen Şaşmaz, sonradan ailesinin çekincesi ve ısrarı üzerine Amerika'ya dönmekden vazgeçti.

Hayatına Türkiye'de devam etme kararı alan Necati Şaşmaz, Ankara'da sigorta acentesi açtı. Çok geçmeden İstanbulda Osman Sınav'la bir iş görüşmesine oturdu. Kendisine bir yapımın senaryo ekibinde yer alması teklifi geleceğini beklentisi ile görüşmeye gitti. Osman Sınav'ın "Bir dizi düşünüyoruz, seni de başrolde düşünüyorum" sözlerine, düşünmek istediğini söyleyen Şaşmaz, bir ay sonra teklifi kabul etti.

Hayatını tamamen değiştirdiğini söylediği Kurtlar Vadisi projesine böyle başlayan Necati Şaşmaz, özel hayatının kalmadığını, "Beni sadece Ankara'da ismimle çağırıyorlar, İstanbul'da herkez Polat diyor" sözleri ile dile getirdi.

19 Tem 2009

İnsanlar, Engellileri Neden Acınılacak Kişi Olarak Görür?


Toplumumuzda malesef engellilere genel olarak yardıma muhtaç,ezik,acınması gereken varlık olarak görürler,öyle davranırlar.Hiç bir engelli, engelinden dolayı ezik muamelesi görmeyi,dilenci gibi davranılmasını istemez.Onlar fırsat verilmesini,engellinin el verdiğince hayata katılmayı,paylaşmayı isterler.Bazı şeyleri yapamadığından dolayı içe kapanık,problemli gibi lanse edilmesi çoğu engellinin toplumdan uzaklaşmasına, odasına hapsolmasına sebep olmaktadır.Elbet bizlerin içinde de çürük elmalar var; engellini kullanarak dilencilik yapanlar,duygu sömürüsü yapan kişiler var.Ama bunları tüm engelliler böyledir diye damgalamanın da lüzumu yok.

Ben engelliysem somurtkan,hiç birşeyden memnun olmayan,nazlı,işe yaramaz biri olmak zorunda değilim.Yeri geldiğinde bende gülerim,eğlenirim,benimde mutlu olduğum anlar olur.Eğer mutsuz biri gibi görünüyorsam bu sizin bakış açınızdan kaynaklanır.Engelli olmak demek illa ki mutsuz insan demek değildir ki.Yeter ki siz bana pozitif bakın bende size aynı şekilde bakıyım.Bazen toplumun negatif bakışı benıde etkiliyor ve bende bu bakışlardan etkilenip mutsuz oluyorum.Hatta bilinçaltına yerleşip istemeden de mutsuz biri gibi olduğum anlar oluyor.
Ama bunları aşmak gerek.Ufak şeylerden de olsa mutlu olmak gerek.Bakın şu anda bu yazıyı yazdım mutluyum,sizde mutlu olun.
Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın,her daim mutlu olmanız temennisiyle..
Sağlıcakla kalın...

Yazar:NoEngel
Resim

12 Tem 2009

Beyazıt Öztürk Karakalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri

BEYAZ 12 Mart 1969, Bolu doğumludur.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi,Güzel Sanatlar Fakültesi
Seramik - Heykel Bölümü mezunu. Lisanslı Basketbolcu.

Istanbul'a gelmeden önce Eskişehir de geçirdiği 6 yıllık dönem içinde iki heykel, iki seramik, bir karükatür sergisi açtı ve bir karma seramik sergisine katıldı.

Beyaz'ın radyoculuğu yine Eskişehir'de bulunduğu o aktif dönem içinde önceleri bir sosyal faaliyet olarak başlamıştı.

Birkaç arkadaş Genç Radyoyu açtılar... Beyaz'a sonrasından Istanbul'dan bir radyodan teklif geldi. Sonrasnda Beyaz Istanbul'a gelmiş ve radyoculuğa devam etmiştir.

Klas FM'de bir patlama yaşamasının adrından Number One TV'ye geçmiş ve başarısı ordada devam etmiştir.
Biyoğrafi