26 May 2009

Engellilerin Rapor İlletinden Çektikleri

Bir çok engelli arkadaşımız şu engelli raporlarından dertli mi dertli.Nedenlerini kısaca anlatalım.
Bir engelli arkadaşımız işe girecek engelli raporu getirmesi isteniyor.Buraya kadar her şey normal.Elinde eski tarihli bir rapor var bunu ilgili kuruma veriyor ama kurum bunu kabul etmiyor.Yeni tarihli olması gerekiyormuş.Bunuda kabulleniyoruz ve yeniden hastane yollarına düşüyoruz.Bir kaç gün bilemedin bir hafta o engelli arkadaşımız hastane koridorlarında doktor doktor dolaşıyor.Bütün tetkikler hazır olduktan sonra heyete giriyorsunuz.Sana şöyle bir bakıyorlar tamam diyorlar.Sonrasında bir derece verilmesi gerekiyor bu derece örneğin bir ayağın diz kapağından yoksa %27 veriliyor.Bunun anlamı sen engelli değilsin demek oluyor.Çünkü engelli sayılabilmek için %40 almalıymışın. Ne ise bunuda geçelim hasbel kader %40 raporu aldın ve seviniyorsun. Raporu işyerine götürüyorsun işyeri diyor ki bunu maliyeden de onaylatmalısın ki vergi indiriminden yararlanabilesin diyor.Sende bu raporu maliyeye götürüyorsun maliye tarafından raporun heyete sokoluyor ve raporun altıay gibi bir sürede sonuçlanıyor.O da nesi bu kezde onlar kendi kanunlarına göre oranı %19'a düşürüyor.Ayıkla princin taşını.Bu sizin işinize yaramıyor çünkü %40 olması gerekiyor.Vergi indiriminden de yararlanamaz hale geliyorsunuz.

Diyeceğim o dur ki şu anda yürülükte olan engelli kanunları adeta vatandaşı engelsiz yapma kanunun gibi çalışıyor.Bir bacağı olmayan biri nasıl engelli sayılmaz buna anlam veremiyorum.Bu vatandaş ne yapsın bundan sonra bir işe sağlam olarak başvursa sen sakatsın dıyorlar,engelli olarak başvursa sen normalsin diyorlar.

Şimdi size soruyorum biz neyiz Hakim bey.

Yazar:NoEngel

17 May 2009

Tarkan Karakalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri

Namı değer Tarkan Tevetoğlu 17 Ekim 1972 yılında Almanya'nın Frankfurt kasabasında 6 çocuklu ailenin 5. çocuğu olarak dünyaya geldi.Türk pop müziğinin önemli isimlerinden biri olan Tarkan gerek Avrupa,gerekse Türkiye'de bir çok başarıya imza atmış bir çok ödül sahibi olmuş Türk Popunun gurur kaynağıdır.
Tarkanın Dünya çapında bir sanatçı olmasını sağlayan önemli şarkıları,
-1995 yılında çıkan ikinci albümü "Aacayipsin" ile Türkiye ve Avrupa'da tam 74 konser verdi.
-Tarkan, 1997 yılının Temmuz ayında, üçüncü albümü "Ölürüm Sana" ile müzik dünyasında yine bir Sezen Aksu parçasıyla büyük bir çıkış yaptığı şarkısıydı.
Diğerleri ise "şımarık", "kıl oldum abi","Dudu" gibi şarkılarıyla ününe ün katmıştır.

12 May 2009

Engelliler Haftası ve Nick Vujicic

Nick Vujicic tanımayanınız yoktur.Avustralya doğumlu 26 yaşında olan bu azimli insanı bir kez daha blogumda tanıtmaktan ve yaşama azmini,engellere baş kaldırışını burada ifade etmekten gurur duyacağım.

O bir anlamda engellilerin sessiz dünyasının aydınlık yüzü,sesi olmuş birisi.O müthiş bir insan.Çoğu engelli onun bu başarılarını,yaşama azmini gördükçe bir kez daha hayata sıkı sıkıya tutunmak konusunda kendinde güç buluyor.Çünkü onun yaptıkları her engelli insanın kaldıracağı bir olay değil.Doğuştan kolları, bacakları yok ve sadece iki parmağı olan bir ayağı var.Ama o iki parmağıyla dünyayı parmağında oynatıyor desek tespihte hata etmiş olmayız.Milyonlarca hayranı var ve engelli,engelsiz çoğu insanın idolü olmuş durumda.İnsanlara hayatla ilgili çok güzel dersler vermesinin yanında,umutsuzluk üzerine mantıklı konuşmaları,insanın içine işliyor.

Her insan hayatta zaman zaman bu derece umutsuz olduğu zannedilen durumlara düşebilir; hatta tekrar ayağa kalkabilmek için her türlü imkan ve
enstrümandan yoksun da kalabilir...

Nick Vujicic:Sizlere soruyorum diyor:

"ben 100 kere tekrar ayağa kalkmayı denesem ve 100'ünde de başarısızlığa uğrasam,tekrar ayağa kalkabilme konusunda tüm umutlarımı yitirmeye hakkım veya şansım var mı?"

"yani artık sizce 101. seferi hiç denemeyi dahi düşünmemeli miyim? maalesef benim öyle bir şansım yok; yaşamımı devam ettirebilmek için ne yapıp edip tekrar ayağa dikilmek zorundayım !
Ne yapıp edip kendime ayağa kalkmak için bir destek noktası hayal etmek bunu yaratmak zorundayım... işte şimdi yapacağım gibi..." diyor. Ve küçük bir destekle ayağa kalkıyor.Ve tüm seyirciler onu elleri parçalanırcasına alkışlıyor.

Engelliler haftasına girdğimiz şu dönemde bu başarı öyküsünü yayınlayarak, azim ve mücadele gösterirsek hiç bir engelin önümüzde duramayacağının örneğini vermek istedim.

Tüm engellilerin Engelli Haftası kutlu olsun.

9 May 2009

Güzel bir hediyem daha oldu.


http://aysed.blogspot.com/ blogun sahibi değerli kardeşim şirine bu ödülü bana layık görmüş huzurlarınızda kendisine çok teşekkür ederim.Ben bu ödülü tüm dostlara vermek istiyorum fakat bugünün anlam ve önemine istinaden tüm Annelere gelsin.

8 May 2009

Sen Özürlü Olsaydın

Sen Özürlü Olsaydın
Kader sana ansızın indirseydi tokadı
Ömrünün baharında sararıp ta solsaydın
Bir anda uçup gitse dizlerinin takatı
Böyle mi düşünürdün sen özürlü olsaydın

Tanrım sana bu güzel elleri vermeseydi
Masmavi gökyüzünü gözlerin görmeseydi
Dünyada olanlara aklın hiç ermeseydi
Böyle mi düşünürdün sen özürlü olsaydın

Candan sevdiğin biri bu hale düşse idi
Belki sana bir ibret belki bir hisse idi
Felek sana müebbet bir ceza kesse idi
Böyle mi düşünürdün sen özürlü olsaydın

Kutsaldır özürlüye vereceğin her emek
Ona nasılsın deyip yüzüne gülümsemek
İnsana yakışır mı ondan bana ne demek
Böyle mi düşünürdün sen özürlü olsaydın

Neden hor görüyorsun tanrı verdiği canı
Belki onunda vardır senden üstün bir yanı
Asla dilemem ama Allah korusun hani
Böyle mi düşünürdün sen özürlü olsaydın

Gelin bu insanlara artık sahip çıkalım
Çevresine örülmüş duvarları yıkalım
Vicdanına danışıp bir hesap yap bakalım
Böyle mi düşünürdün sen özürlü olsaydın

İbrahim Yavuz

4 May 2009

Engelsiz Dünyam Meşhur Olmuş


Bu aralar içimde tatlı bir sevinç var.Sebebi ise blogumun TRT2'de yayınlanan Bilişim Rüzgarı programında ufakda olsa adının,tanıtımının geçmesi.Blog hayatında fazlaca bir deneyimim yok.İçimden geldiği gibi ana temadan ayrılmadan paylaşımlarda bulunuyorum.Onca blog arasında benim küçük çocuk (blogumdan bahsediyorum) büyümüşte bir TV programının dikkatini çekecek kadar aşama kaydetmiş buna sevindim.Peki ne var bunda sevinecek altı üstü bir program diyebilirsiniz ama bu küçük şeyler bile insanı mutlu edebiliyor ve asıl en önemlisi Engellilerin hayata bakış açısını dile getiren,onların ruh hallerini yansıtmaya çalışan,insanların biz engellileri daha iyi anlamasını amaç edinmiş bu blog benim için kutsal bir görevi yerine getiriyor.Bu görevi yerine getirirken böyle bir programda çıkması benim ne kadar doğru bir yolda ilerlediğimin göstergesi diye düşünüyorum.
Peki Engelsiz Dünyama ne demişler merak edenleriniz olabilir.Aynen aktarıyorum:
''Birbirini seven insanlar için engeller bir tatlı tebessümden ibarettir.Tüm fiziksel engellerin sevgiyle aşılabileceğine işaret eden bir blog. videolar ve resimlerle de buna çok güzel örnekler verilmiş.''
İşte bu hassas konuda bizlerin sesini duyurmasında katkıda bulunan ve bu anlamlı sözlerle beni,bizleri onure eden Bilişim Rüzgarı programını hazırlayanlara ve bu haberi bana duyuran sevgili Ayliz kardeşime sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim.

3 May 2009

Mustafa Kemal Atatürk Kara Kalem Portre,Siyasetçi karakalem resimleri


1881-1938

Atatürk'ü tanıtmaya kelimeler,cümleler,sayfalar yetmez.O bizim için eşi bulunmaz bir liderdi. O'nun ilkeleri,fikirleri yolumuza ışık tutmaktadır.Hayatını bu vatana hizmet için adamış, bağımsızlık mücadelesi için halkımıza önder olmuş bu büyük liderin portresini burada yayınlamaktan gurur duyacağım.

GENÇLiK MARŞI

Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar.
Güneş ufuktan şimdi doğar.
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin.

Bu gök, deniz nerede var,
Nerede bu dağlar, taşlar.
Bu ağaçlar, güzel kuşlar
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin.

Her geceyi güneş boğar
Ülkemizin günü doğar,
Yol uzun olsa da ne var,
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin.

2 May 2009

Sevginin Gücüne Dair Bir Kaç Kare Fotoğraf

Sevgi o kadar kutsal bir duygudur ki gerçekten seviyorsan gözünün önüne hiç bir şey gelmez.Yalnız onunla olmak istersen.Şekli,şemali önemli değildir.Kimin ne dediği, nasıl dediğide umrunda değildir.Sevmişsindir bir kere.
Can Yucel ne demiş: ''Sevgi emekmiş. Emek ise vazgecmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmis.''
İşte aşağıda ki kareler fazla söze gerek bırakmadan sevginin gücünü anlatıyor.




Doğuştan yarısı olmayan kadına aşık olan adam, kısa sürede evlendi.Kocasına bir çocuk vermek isteyen kadın, doktorların,"ölürsün" uyarısını dinlemedi.Hem de bir değil iki çocuk verdi...

Rosemarie Sigins, doğuştan özürlü olarak dünyaya geldi.Nadir bir genetik bozukluk olan sakral Agenesis olarak bilinen bozuklukla doğan Rosemaira'nın yarısı yoktu.Gelişmemiş ayakları ters yöne doğruydu. Kendisi gibi özürlü olan diğer kardeşiyle büyüyen Rosemaira, yaşamını bu şekilde sürdürdü.

Çocukluğunda bir araba tutkunu olan Rosemaira, babasının kucağını oturup araba bile kullandı.Bununla da yetinmedi.Azimle çalışarak bir ehliyet almayı başardı.Ehliyet aldıktan sonra babası vitesi ve freni elle kontrol edilen özel yapılmış bir araba aldı.

Gittiği okulları hep birincilikle bitiren Rosemaira'nın inanılmaz azmi, normal insanların bile yapamadığı işleri yapmasını sağladı.Okulunu bitirdikten sonra evine kapanmayıp çalışmaya başlayan rosemaria, bir otomobil yedek parçası satan mağazanın en iyi elemanı durumuna geldi.

1997 yılında tesadüfen tanıştığı Dave Siggins'e aşık olan Rosemaria, bu adamla iki yıl arkadaşlık etti.Dave, hayran kaldığı bu kadına sırılsıklam aşık olunca ikili evlenmeye karar verdiler.1999 yılında evlenen ikilinin arasındaki aşk gazetelere bile haber oldu.

Bu yaşına kadar kafasına koyduğu herşeyi yapmayı başaran Rosemaria, kendisini bu kadar seven kocasına bir çocuk vermek istedi.Doktorlar bunun çok ama çok zor olduğunu, gelişmemiş ayaklarının buna engel olduğunu söyledi.Hatta ölüm riskinin bile bulunduğunu söylediler.Ama bu müthiş kadın uyarılar dinlemedi.Hatta kocasına çocuk verebilmek için gelişmemiş ayaklarının kesilmesini bile istedi.

İki yıllık tedaviden sonra sakral Agenesis hastası olarak dünyada doğurabilen ilk anne olarak tıp tarihine geçti.Doktorların kürtaj önerisini sert bir şekilde geri çeviren bu kadın, gayet normal olan bebeğini kucağına almayı başardı.

Bu doğuma mucize diyen doktorları ikinci bir sürpriz daha bekliyordu.İlk bebeği James'ten 8 yıl sonra Rosemaria ikinci bebeğini de dünyaya getirdi.

Şimdi 4 kişilik bir aile olan Sigins ailesi, aşkın, tutkunun ve azmin birer abidesi olarak mutlu bir hayat sürüyor.HABERVİTRİNİ/ÖZEL