30 Nis 2009

Sezen Aksu Kara Kalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri



13 Temmuz 1954 yılında Denizli Sarayköy'de doğdu.
Bugüne kadar 16 albüm ve 500'den fazla şarkı yapan Minik Serçe ve 'Ana Kraliçe gibi unvanlara sahip sanatçı, Türk pop müziğinin en güçlü seslerinden biri.

29 Nis 2009

Turgut Özal ve Karakalem Portresi,Siyasetçi karakalem resimleri


Turgut Özal (1927 - 17 Nisan 1993)

Merhum Turgut Özal'ın Türkiye'nin tarihinde derin izler bırakmış,Cumhurbaşkanlığı yapmış, değerli bir liderdir.
Benim Turgut Özal ile ilgili kısa bir anım var.Müsadenizle kısaca paylaşayım.Lise dönemimizdi.Biz sınıftda derslerle ilgilenirken birden hoparlörden hemen yakınımızda bulunan 19 Mayıs Stadında ki basketbol maçına seyirci olarak götüreleceğimiz duyuruldu.Bizde sevinçle hemen toplanıp spor salonunda bulduk kendimizi.Maç başlamaya yakın bir de baktım ki Turgut Özal kalabalığın arasından karşımızda belirdi. Çok sevindim.Hem sevdiğim bir devlet adamıydı hem de ilk defa bir devlet büyüğünü yakından görüyordum. Maç bitti evlerimize döndük.Ertesi gün haberlerde o kötü haber yayınlanıyordu.Tam arkadaşlarıma Turgut Özal'ı gördüm diye övünürken bir gün sonraki ölüm haberiyle yıkılmıştım.Ölümünün 16.Yılında onun anısına bu karakalem portresini yayınlıyorum.Ruhu şad olsun.

28 Nis 2009

Miniklerin Yüreğinden Engelli Şiirleri


Minik öğrencilerin yüreğindeki engelli kavramı ve engellilere bakış açılarını şiirlerine nasıl yansıttıklarını hep beraber bu şiirlerde anlamaya çalışalım.

HİSLERİYLE GÖRÜYOR

Kalbimin sesini dinledim, ne güzel atıyor.
Sanki hayal ediyor, hisleriyle görüyor.

Sanki bir güneş doğuyor,
Hisleriyle görüyor.

Hayal ettim bir kuşu, ne güzel uçuyor.
Belki görmüyor ama hisleriyle görüyor.


İrem Yılmaz
3-B

ÖZÜRLÜLER

Onlar özürlüdür,
Duymaz, görmez.
İçinden hisseder,
Kalbiyle dinler.

Bütün insanları sever,
İnsanlar da onları.
Asıl özürlüler
Bunları bilmeyenler.


Duygu Pamuk
3-B

ÖZÜRLÜLER ALEMİ

Kör olanlar,
Yüreğiyle, elleriyle görür.
Siz hiç dalga geçmeyin,
Sizin de başınız gelir.

Duyma özürlü olanlar,
Yüreğiyle duyarlar.
Siz hiç dalga geçmeyin,
Sizin de başınız gelir.

Dalga geçmek kötü bir şeydir,
Siz hiç dalga geçmeyin.
Sizin de başınıza gelir
Özürlülere yardım edin.


Engin Kuşer
3-B

BEN ÖZÜRLÜYÜM ARKADAŞ

Bu gün özürlü günü,
Dağıldı ortalıklar.
İşte doğdu yeniden güneş,
Ben özürlüyüm arkadaş.

Bugün bitiyor satırlar,
Yaktın beni arkadaş.
Geldi günüm,
Ben özürlüyüm arkadaş.


Elif Perçin
3-B

ÖZÜRLÜLER

Bir yere gidiyorum,
Görüyorum karşımda.
Ne kadar üzülüyorum,
Çünkü görmüyor ve duymuyor.

Özürlü olmak,
Ne kadar kötü.
Kimse özürlü olmak istemez
Canı isteyerek.


Ezgi Yaman
3-B

ÖZÜRLÜLER

Görmemek ne kadar kötü,
Ben görmeseydim ne yapardım?
Dışarıda bir kör görsem,
Hemen oturur ağlardım.

Bir gün odama girdim,
Gözlerimi kapattım.
Bir yere gitmek istedim,
Çok zorlandım.


Alican Erdoğan
3-B

GÖZLERİM

Gözlerim çok güzel gözlerim,
Gözlük takar dolaşır.
Her yeri görürler,
Güneş,doğa,çimen.

Gözlerim olmasa,
Ben ne yapacağım?
Gözlerim çok güzel,
Benim en güzel organım.


Oğuzhan Kunt
3-B

ENGELLİLER

Engelliler ağlar
Sanırdım,
Ama ağlamıyorlar
Ne mutlu
Onlara.

Onlar
Keşke
Engelli olmasa.
Ama yine de
Çok seviyorum onları.


Şeyda Aktaş
3-B

Hatice Kuzu

Kaynak

26 Nis 2009

Barış Manço ve Karakalem Portresi,Sanatçı karakalem resimleri

Sevgili Barış Manço'nun anısına bu karakalem çalışmasını sizinle paylaşmak istedim.
7'den 77'ye halkın sevgilisi olmuş bu büyük sanatçının portresini ve hayatından kısa bir biyografiyi sizlerle paylaşmaktan gurur duyacağım.Umarım beğenirsiniz.

Barış Manço, 2 Ocak 1943 tarihinde, Rikkat ve Hakkı Manço çiftinin dördüncü çocukları olarak Moda’da dünyaya geldi. Annesi Rikkat Hanım, Türk Sanat Müziği sanatçısıydı. Aileden gelen yeteneğiyle özellikle ortaokul öğrenimini aldığı yaşlarda müzikle ilgilenmeye başladı.

Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve 1 platin albüm/ kaset ödülü kazandırırken, bu şarkıların bir bölümü daha sonra Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Kürtçe, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve lemenkçe olarak yorumlandı. Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço’nun 1991 yılında devlet sanatçısı unvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora unvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü, Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Türkmen Vatandaşlığı ödülleri vardır.

Barış Manço, 1 Şubat 1999 tarihinde Moda’da vefat etti.

Ruhu Şad olsun.Rahmetle anıyoruz.

İşte güzel bir şarkısı ve sözleri:


ALLAHIM GÜÇ VER BANA


Yine sensiz geçen bir gecenin
Buz gibi sabahında
Bu korkunç yalnızlığımda
Seni bekliyorum yanıyor yüreğim

Yine gözyaşlarım yağmur gibi
Yaşıyorum anılarla
Birşeyler kopuyor sanki
Taa şuramda yanıyor yüreğim

Allahım güç ver bana sığındım sana
Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana
Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza
Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana

Sana yazdığım en son şarkı bu
Artık kırıldı kalemim
Gökler şahidim olsun ki
Seni seviyorum yanıyor yüreğim

Sonbahar yaprakları gibi
Savruldu ümitlerim
Son bir kez duymak istersen
Seni seviyorum yanıyor yüreğim

Allahım güç ver bana sığındım sana
Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana
Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza
Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana


Barış Manço

22 Nis 2009

Lir Çalan Kadın (Kara Kalem Çalışması)

Evet arkadaşlar bundan tam 12 yıl önce yapmış olduğum ve yangında ilk önce kurtarılacaklar listesine aldığım, manevi değeri yüksek Kara kalem çalışmalarımı beğenilerinize sunuyorum.Umarım beğenirsiniz.

Bu resmi 5*8 cm lik bir gazete kağıdındaki resme bakarak yapmış bulunuyorum.

20 Nis 2009

İşte güzel bir MİM daha, Sordular Cevapladım.



1) Yıl sonunda zengin olmak koşulu ile bir yıl boyunca her gece kabus görmek ister miydiniz ?

Cevap : Bunun nasıl bir ruh hali olacağını kestirmek bile istemiyorum.Her gece kabus görüp, gündüz vakti kabusun etkisinden kurtullmaya çalışmak ve sonucunda yıl sonunda zengin olacağımı düşünmek beni bunalıma sokar.Bu kabuslardan sonra pisikolojisi bozulup deli olduktan sonra ne anlamı var zengin olmanın.İstemiyorum kalsın.

2) Kör olma ve sağır olmak arasında nasıl bir seçim yapardınız ?

Cevap : Ben sağır olmayı tercih ederim.Karanlıktansa sessizliği tercih ederim.

3) Öleceğiniz anı bilmek ister miydiniz ?

Cevap : Hayır.Ölüm anımı bildiğim anda ben zaten öldüm demektir.

4) Bu gecenin son geceniz olacağını öğrenseniz birine söylemediklerinizden dolayı üzülür müydünüz ?

Cevap : Üzülürdüm.İlkokul aşkımın yüzüne seni ne kadar çok sevdiğimi tahmin bile edemezsin demeyi çok isterdim.

5) Bir yıl boyunca her şeyin mükemmel olduğu ancak yıl sonunda o yılı unutacağınızı bile bile yaşanmasını ister miydiniz ?

Cevap : Herşeyin mükemmel olması sıkıcı gelir.Kötü anlar olacak ki iyi anların değerini bilesin.Yoksa herşey mükemmel olduktan sonra mükemmelliğin anlamını neyle ölçeceğiz.Ayrıca hayatta neleri unutmuyoruz ki.Şöyle geriye dönüp beynimde neleri yaşadığımın slaytını izlemek 5 dakika sürer.O anlardan kesitler sadece bir iki saniye sürüyor.Ama o anın tadı hiç bitmiyor.

6) Eviniz yanıyor , aileniz ve siz kurtuldunuz son bir kez daha eve girme şansınız olsa neyi kurtarırdınız ?

Cevap : İki şeyi kurtarırdım.Birincisi oniki yıl önce yaptığım karakalem çalışmamı.Yoğun istek olursa buradan yayınlarım. :) ikincisi hiç format atılmamış pc kasamı. :)


Değerli dostum hakan-can mimini zevkle cevaplamış bulunuyorum.Bu mime beni layık görmesi dolayısıyle kendisine teşekkür ediyorum.

Bu mimi kim arzu ederse üstüne alınıp yayınlayabilir. Malumunuz 1.Mim olayım var.

17 Nis 2009

Engellilik İlahi Ceza Mı?


Çoğu zaman düşünmüşümdür ben neden engelli oldum.Bu bana rabbim tarafından verilen bir cezamıdır?

Dini açıdan bu konuda çok tartışmalar çıkmıştır.Bunlarda genellikle engelli olan birey için şöyle düşünülür:''Sen çok kötülük yapacaktın'',Topluma faydalı biri olmayacak diğerlerine zarar verecektin''de böyle bir cezayla karşılaştın ki bu kötü işleri yapmayasın diye önlem amaçlı olarak engelli oldun diye genel bir kanı vardır.Hatta bu düşünceyi destekleyen Tv lerde çoğumuzun izlediği dizilerde birilerine zarar verenlerin, sonu sakat kalmak, kör olmak,ayakları felç olmak gibi kötü sonla biten kavramlar sürekli öne çıkartılıyor.Engelli de düşünüyor ki Allah tarafından sana bu engelinin verilmesi bir cezadır. Böylelikle sakat kaldın ki kötülük yapma ihtimallerin aza indirildi veya yaptığın kötülüklerin cezasını buldun. gibisinden düşünceler kafasında dolaşıp durur.Gerçekten bu böylemidir? Her isteyerek veya istemeyerek kötülük yapanın sonu ölümün dışında sakat,kötürüm kalmak mıdır?

Ayrıca şöyle bir düşüncede hakim, bu dünyada engelli olduğun için sana bir imtihan yapılıyor.Ne kadar çok çile çekersen ve bunlara iman gücüyle dayanır isyan etmezsen öbür dünya da çektiklerinin mükafatını alacaksın.Asıl olan öbür dünyadır.Bu dünya gelip geçicidir. Her ne kadar bu düşünceyi desteklesemde bazen de içimden keşke normal olsaydım,herkes gibi koşup oynasaydım,kızlar beni görünce yüzünü dönmeseydi,acıyarak bakmasaydı,iş ararken sana bakıp sen sakatsın nasıl yapacaksın diyen patronlara karşı ezik olmasaydım, keşke çocuklar bana topal diyerek alay etmeseydi dediğim anlarda olmuyor değil.
İşte bir engellinin penceresinden olaylara baktınız. Şimdi soruyorum sizce Engellilik İlahi bir ceza mı?

Yazar: NoEngel

16 Nis 2009

Atatürk'ün Sözlerinden Seçmeler



Arzu'nun İncileri ve İnsan Sevgisi bloglarından ilham aldığım Atatürk mimine bende Atatürk'ün Sözlerinden Seçmelerle destek veriyorum.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK DİYOR Kİ..



Efendiler siz hayatınızda mebus olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat hiç bir zaman sanatkar olamazsınız.

Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatimizi yok etmeyi göze alırız.

Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkanlarına kavuştururlar.

Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım bir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim.

Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak sözleşmeye dayanan hakkimizin isteyicisiyim. Onu almazsam edemem. Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, Yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam.

Beni görmek demek ille yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeter.

Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

Mim Furyasından Bende Nasibimi Aldım.



Sevgili şirinem beni mimlemiş.Mimin konusuda gayet eğlenceli.Ancak tesadüf bu ya benim masa üstünde kendi resmimi bir iki gün önce koymuştum.Diyebilirsiniz kendini bu kadar çok mu seviyorsun da gözünün önüne koyuyorsun.İşin açığı geçen gün bir kır gezisi yapmış ve bu sırada doğa manzaralı içinde kendimin de olduğu güzel güzel kareler yakalamıştık.

Ne ise konumuza dönelim İlk defa bir mim yayınladığım için heyecanlıyım.Bu mimde tüm arkadaşlarımı,okuyucularımı davet etmek isterim.Ancak kural bu ya sınırlı sayıda arkadaşımın linkini aşağıda yayınlıyor ve mimliyorum.Hayırlı,uğurlu olsun.Bu mimin için 2 adet kriterimiz varmış. Birincisi mimlenen kişi mimleyenin adını ve linkini bloguna eklemek zorunda. İkincisi ise mimi başkasına göndermek zorunda.
Aysed
Mimleyen:şirinem

İşte mimlediklerim.
İnsan Sevgisi
Arzu'nun İncileri

Bu çocukları çöpe at. dedi



Kocaeli'nin Darıca ilçesinde, zihinsel engelli 3 çocuğuyla hayatta kalma mücadelesi veren bir kadın, eşinin, "Çocukları çöpe at, sen de git başka birisi ile evlen" diyerek kendilerini terk ettiğini söyledi.

Kazım Karabekir Mahallesi'nde, Hüseyin (17), Elanur (13) ve Kadir (6) isimli zihinsel engelli spastik 3 çocuğu ile kiralık bir evde yaşayan Melahat K., eşi tarafından 3 yıl önce terk edildi. Yürüyemeyen, konuşamayan çocuklarının her ihtiyacını karşılamaya çalışan talihsiz kadın, eşi Suat K.'nın, "Benim öyle çocuklarım yok. Çocukları çöpe at, sen de git başka birisi ile evlen. Benden sana hayır yok' diyerek kendilerini terk ettiğini söyledi.

TERKETTİ GİTTİ

Görücü usulü ile 19 yıl önce zorla evlendirildiğini ifade eden Melahat K., "Evlendiğim zamandan beri kocamdan herhangi bir şefkat ve yardım görmedim. Bana hiçbir zaman dürüst olmadı. Ne iş yaptığını dahi bilmiyorum. Çocuklarım doğduğunda herhangi bir problemleri yoktu. Daha sonra ateşli hastalık geçirdiklerinde, kocam hastaneye götürmedi, ilgilenmedi. Çocuklarım en sonunda bu hale geldi. 3 sene önce de bizi terk etti ve başka bir kadınla yaşamaya başladığını öğrendim. Bana ve çocuklarımıza destek olacağına, 'Benim öyle çocuklarım yok. Çocukları çöpe at, sen de git başka birisi ile evlen. Benden sana hayır yok ' dedi. Evim kira. 3 çocuğum da bakıma muhtaç, yürüyemiyor, konuşamıyorlar. Komşularım ve hayırsever insanların yardımıyla onlara bakmaya çalışıyorum. Hasta olduklarında sırtıma alıp hastaneye götürüyorum. Çocukların üçünü de aynı anda yanımda taşıyamıyorum. Birini hastaneye götürdüğümde diğer ikisi evde kalıyor. Onların evde yalnız kalması ve hepsine yetememem beni üzüyor" diye konuştu.

YARDIMLARLA HAYATTA

Gölcük Engellilerle Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği Darıca Şube Başkanı Melek Arıkan, Kazım Karabekir Mahallesi'ne başka bir aileye yardım için geldiğinde bu aile ile tanıştığını ve şok geçirdiğini söyledi. Arıkan, "Süt ve bez konusunda biz elimizden geldiği kadar yardımcı oluyoruz. Ancak yetemiyoruz. Çocukların farklı kurumlara verilmesini tavsiye ettik. Ancak Melahat hanım, 'çocuklarıma ölene kadar bakacağım' diyerek razı gelmedi. Bu aileye ev alınması için 40 bin TL para derneğimiz bünyesinde toplandı. Ailenin evine bir an önce kavuşması için bu parayı hızlı bir şekilde toplayabilmek istiyoruz. Hayırseverlerden yardım bekliyoruz" şeklinde konuştu.


Kaynak


NoEngel Yorumu: Bu haberden gördüğümüz kadarıyla insanların çaresizliği bir kez daha gözler önüne seriliyor.Belki anne-babadan biri haklı veya haksız ama ortada bir gerçek var çocukların yürek burkan dramları.Yaptıpımız hataları çocuklar çekiyor, Siz siz olun hatalarınızı çocuklara ödetmeyin.Onlar masum,onlar temiz,onların geleceği var,onların hayalleri var,onların umutları var...

14 Nis 2009

İnsanlar Neden Ölmek İster ?



Bir insanoğlu neden ölmek ister.Hayatında ne gibi bir gelişme olmuştur ki ölmek gibi bir sonu kendine reva görmüştür.
Engellilerin dünyasını ölüm daha bir yakından izlemektedir.Zaman zaman içine düştüğü umutsuzluk,istediklerini yapamama,aşk hayatında ki olumsuz gelişmeler,hayata küsme,engelinden dolayı hor görülme,toplum baskısı gibi nedenlerden dolayı zaman zaman ölümü düşündükleri çok olmuştur. Bunu çevremde gördüğüm engelli insanların sözlerinden, yazılarından, düşüncelerini anlatırken kullandığı cümlelerin çıkış noktalarında bunu yakalayabilmek çok zor değil.Ancak ölümü düşünmek demek mutlaka ölmek demek değil tabiki. Her an içinde bu duyguyu taşır ama gerçekleştirecek cesaret ve ruh hali yoktur.Mutlaka ölmek isteyenler kendince haklı nedenleri vardır.Vücudunda ki rahatsızlık tedavi edilemeyecek boyutta olup,günlük hiç bir ihtiyacını gideremeyenlerin artık kendinden umudunu kestiği bir an olmuştur. Bu anı ifade eden kelime sıkça kulağımıza gelen ÖTENAZİ gerçeğidir.

Ötenazi bilimsel açıklamasını şöyle yapıyor ilgililer :''Bir kişinin yaşamı belirli koşullar altında ağır ya da ölümcül bir hastalığın ya da rahat­sızlığın sonucu olarak, tüm değerini yitirdiği, yaşanır olmaktan çıktığı, yaşamak kişi için ağır bir yük olup, dayanılmaz acılar verdiği zaman, acı çeken hastanın, ya kendisi ya da hekimler tarafından, acı vermeden öldürülebileceğini söyleyen öğreti ya da teori.'' diye açıklanıyor.Evet bazı insanlar kendi ölümünü istemektedir.Hem sevdiklerine yük olmamak,hem kendine yük olmak istemiyordur artık.Bu düşünceye kendimce cevap arasamda bir türlü doğru olan kelimeye bulamıyorum.Ölüm bir son, kurtuluş gibi geliyor ama olayın dini,sosyal boyutunuda gözardı etmemek gerekir.Bunu söylemek kolay belki, çeken bilir bu ızdırabı.

Sevgiyle kalın,umudunuz hiç bitmesin..

Yazar:NoEngel

9 Nis 2009

Her Şeye Rağmen

Hayat mücadele etmektir.Bu düşünce herkes için geçerlidir.Ama engelliler için daha da bir geçerlidir.Bu bağlamda aşağıda ki resimler sizlere neler anlatacak hep beraber görelim.












Herşeye rağmen hayat yaşamaya değer.

Resimler alıntıdır.

1 Nis 2009

Koltuk değneğiyle DANS EDEN ADAM


Koltuk değneğiyle DANS EDEN ADAM

Bilmem rastladınız mı, bugünlerde televizyonlarda ilginç bir reklam filmi oynuyor. Reklamda, koltuk değnekli bir adam, muhteşem hareketlerle şiir gibi dans ediyor. Adeta yolda yürümüyor koşuyor, merdivenlerden inmiyor kayıyor, çevresindekilerin şaşkın bakışları arasında koltuk değnekleriyle akrobatlara taş çıkartıyor. Ya engelli olmadığını ya da ayaklarının altında tekerlek bulunduğunu düşünüyorsunuz.

Adamın adı Bill Shannon...

39 yaşındaki Shannon, engelli bir performans sanatçısı ve kareograf. Ancak bu durumunu çok az insan farkedebiliyor. Doğuştan eklem bozukluğu olan sanatçı, koltuk değneklerinin hayatının bir parçası olacağını anlayınca, onları kullanarak özel hareket ve danslardan oluşan, kendi adını verdiği tekniği geliştirmiş.

ABD’de düzenli olarak gösteri sunan Shannon; Fransa, İngiltere, Hollanda, Finlandiya ve Ürdün gibi çeşitli ülkelerde düzenlenen çağdaş sanat festivallerinde sahne almış.

En son Uluslararası Cannes Reklam Festivali’nde yeni reklamcıların keşfedildiği etkinliğin 2008 programına, başrolde olduğu filmle katılmış. Fiziksel akışın gösterildiği film, Bill Shannon’a dünya çapında bir ün kazandırmış. Birçok ödülü bulunan sanatçı şimdi azmi ve başarısıyla kendisi gibi engellilere örnek oluyor.
KAYNAK: