30 Mar 2009

Bir Bacağım Yoktur Benim



Neden koltuk değneğime takıldı gözlerin?
Bir bacağım yoktur benim,
Koltuk değneğim,ayrılmaz kardeşim
Sevgini verirsen sende olursun kardeşim.

Beni görünce yüzünü niye çeviriyorsun?
Gerçekte engel fizikte değil biliyorsun.
Ne olur hor görme beni,
Vereceğiz elbet bu emanet bedeni
Sevgiyle gülümse bana her zaman severim seni.

Bana bakınca sandalyemi görüyorsun?
Üstünde insan yok mu sanıyorsun
Yaklaşsana biraz, korkma benden
Biraz sevgi versen en derininden
Başka isteğim yoktur senden

Bana bakınca acıyor musun?
Kalbime hançer saplıyorsun,
Engelime yıkılmamda, gururuma yıkılırım
Dost elini uzat kurtulurum bu engelden,
Dünyalar benim olur gerçekten...


Yazar:NoEngel

25 Mar 2009

Engelsiz Aşk


Aşk engel tanımıyor. Kolları ve bacakları yok ama yürekleri var. Arkadaşlık fırtınalı bir aşka dönüşünce işte bu tablo çıktı.

Manisa'nın Gördes ilçesinde iki engelli genç, çok sayıda davetlinin katıldığı törenle hayatını birleştirdi.

Dayısının oğlu tarafından 6 yaşındayken kazayla vurulan ve bir kolunu kaybeden Arife Kurt (28) ile 9 yaşındayken yüksek gerilim hattına kapılarak iki kolunu ve bir bacağını kaybeden Mehmet Sarıyıldız'ın (30) arkadaşlıkları, ilçe yetkililerinin verdiği destekle evliliğe dönüştü.

Arife Kurt'u gördüğünde çok etkilendiğini belirten Sarıyıldız, ailesine danıştığını ve tanıdıklar aracılığıyla bir araya geldiği Kurt ile arkadaşlık etmeye başladıklarını anlattı.

Çok sayıda vatandaş ile siyasi parti temsilcisinin katıldığı İlçe Spor Salonu'ndaki düğünde, genç çifti en çok mutlu eden ise AK Parti Gördes Belediye Başkan adayı Muhammed Akyol ile İlçe Başkanı Ahmet Esen'in iş sözü oldu. Akyol ile Esen, gelin ile damada iş bulacakları sözünü verdi.

Kaynak

21 Mar 2009

Görmek İçin Göz Şart Değil


Adamın biri, ilk defa gittiği bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum. Çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
Çocuk:
- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
- İyi ama, demiş adam. Bunların parktan değil de bir tek ağaçtan gelmediği ne malum?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsınız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyarsınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kağıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu.
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini.
Işığa hasret gözlerini ondan saklamayı çalışırken:
- Üç yıl önce kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki... Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?
Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden daha iyi gördüğün...

Yazar:Anonim

Evet arkadaşlar çoğumuzun bakarız birşeylere ama çoğu zaman nasıl veya ne için baktığımızın önemi yoktur.Kimi öylesine bakar, kimisi kalben bakar.
Şöyle bir söz vardır:''Bu dünya da nice gözler var görmezler, nice gözler var görmeden görürler.''
Kalp gözünüzü herzaman açık tutmanız dileğiyle...
Sevgiyle kalın...

15 Mar 2009

Ben Bir Engelliyim !


"Ben bir engelliyim
Kör bir karanlığa tutsağım belki
Sağır bir sessizlik teslim almış belki beni
Bir solukta koşamam belki okulun bahçesini

Pencereme sızar yaşamın tüm renkleri
Aslında bilet atmadan binmem gereken o kocaman otobüsler
Ne kadar da uzak bana?
Çıkamamki merdivenlerini sandalyemle?

Ne kadar da uzaksınız bana hepiniz?
Ne de yalnızım aslında kendiliğimle ben?

Ben bir engelliyim evet
Ama beni de üşütür soğuk rüzgar
İçimi ısıtır benim de o ılık kış güneşi
Ben de aşık olurum
Delice sevebilirim ben de

Farkımız yok aslında birbirimizden bizim
Hem yarından alınmış sözünüz mü var sizin?

Hadi gelin kucaklaşalım
Engelleri beraberce aşalım
Korkmayın bana yaklaşmaktan
Hem hiç ayrılır mıymış et tırnaktan?
Bir de hatırlatayım dedim
Engellilik hali ikiye ayrılır
Doğuştan, sonradan

Açtım kollarımı bekliyorum sizleri
O minicik, o kocaman dünyama
Riyasız olsun gelişiniz
Acıma tadında olmasın gülüşleriniz
Ne duruyorsunuz hani nerede elleriniz?"

Yazar:Fırat Avcı

13 Mar 2009

Engelli Güzelin Buruk Sevinci


Daha önce yapılacağını duyurduğum güzellik yarışması sonuçlandı.Türkiye'de ilk defa düzenlenen bu yarışmanın birinciliğini Nergiz Demiraslan'ın tacını Kemer Belediye Başkanı Hasan Şeker taktı. Başkan Şeker, yarışma sonrası yaptığı açıklamada, "Çok sayıda güzellik yarışmasına katıldım ve jüri üyeliği yaptım. Ancak bu akşam çok farklı bir akşamdı. İnanılmaz bir gece yaşadık. Engellilerin ruhunun ne kadar saf, temiz ve berrak olduğunu gördük. İşte bu ruh bizlere gereken mesajı fazlasıyla verdi" dedi.





Yarışmada birinciliği Nergiz Demiraslan kazanırken, ikinciliği Ayşe Dilek Hoyrat, üçüncülüğü ise Banu Temizel aldı. Yarışmaya katılan 25 yarışmacıya da Kemer Belediye Başkanı Hasan Şeker tarafından birer haftalık tatil hediye edildi.

(CE-HE-RA-Y)

(İhlas Haber Ajansı)

9 Mar 2009

Ne Zaman Engelli Bir Çocuk Görsem...


Çocukluğumda engelimden dolayı çok dalga geçmişlerdi.Sınıfta en ufak bir tartışmada beni engelimden dolayı gözüne kestiren çocuklar hep beni dövmeye,ezik muamelesi yapmaya bayılırlardı.Onlara da o zamanlar çok kızar, eve gittiğimde bir kuytu köşede hüngür hüngür ağlardım.Düşünürdüm Allah'ım neden ben? Niye bir başkası değil? Ben özellikle mi seçildim? gibi kafamı tırmalayan sorular,düşünceler aklımı hep meşgul ederdi.
Size başımdan geçen bir olayı anlatayım.Bir bayram günü sabahı en yeni elbiselerimi giymiş,bayram coşkusuyla bir an önce komşuları dolaşıp el öpüp,şeker toplayıp,harçlık almayı umut ederek yollara düştüm.Biraz gezdikten sonra topladığım harçlıklarla mahalle bakkalına gidiyordum.Karşıma ben yaşlarda boyu biraz benden uzun olan bir çocuk çıktı.Yüzünde ukalaca bir ifade vardı.Çocuk şöyle bana baştan aşağı bir baktı ve O hain gülümsemesiyle şöyle dedi:
-Ne yani bu şimdi.Sen topalsın bu elbiseler sana hiç yakışmamış.
dediğinde ben bitmiştim.Öyle üzüldüm ki şu an bile gözlerim dolu dolu oldu.Çocuğa söyleyecek bir şey bulamadım bir hışımla eve doğru hızlı olabildiğimce gitmeye başladım.Eve geldiğimde elbiselerimi çıkarmaya çalıştım. Annem yüzümde ki o acı dolu ifadeyi görünce
- Ne oldu oğlum? Ne bu halin? Neden elbiselerini çıkarıyorsun?
diye sorular sorduğunda ben artık gözlerimde ki yaşa hakim olamıyordum.Hüngür hüngür ağlamaya başladım.Anneme sarıldım.Annem ne kadar teselli etmeye çalıştıysa da artık faydası yoktu.Bu olay beni çok yıpratmıştı.
Şimdi sokaklarda bazen engelli çocukları görürüm içim parçalanır.Hep çocukken yaşadığım o an gelir; üzülürüm çünkü biliyorum ki O masum çocuklarla da dalga geçenekler,sen topalsın diyecekler,sakatsın diyecekler, oyunlara almayacaklar, sen köşede dur bizi izle diyecekler, kısaca çocuklukları berbat geçenek ve benim yasadıklarımın aynısını onlarda yaşayacak.Bu çok acı bir durum çocuklar daha masum ,onların ümitleri var; belki engellerinden bile haberi yok.Ama birileri bunu O'nun yüzüne vurduklarında nasıl yıkıldıklarını çok iyi biliyorum.
Bu yüzden dostlarım nerde bir engelli çocuk görseniz bu yazımı hatırlayın,hatta harçlık verin,başını okşayın, dünyalar onun olacaktır..
Hepinize engelsiz güzel bir yaşam dilerim...
Sevgiyle kalın..

Yazar:NoEngel

8 Mar 2009

Engelli bir kadın olmak…



Aslında bu yazıyı başlarken, engelli bir kadının duygularını,hissettiklerini nasıl anlatırım bilmiyorum.Ama bir an için onların yerine kendimi koyarak anlatmaya çalışacağım.
Engelli kadınlar erkeklere göre daha bir zor durumdalar.Engelli kadınlar erkekler kadar kolay iş bulamıyor.Toplumun kadına bakış anlayışı çoğu yerde “otursun evde”,” Kadın kısmı çalışır mı?”,O'nun görevi kocasına,çocuklarına hizmet etmek, ev işlerine bakmak gibi köhne inanışlar sayesinde kadınlar geri plana itilmektedirler.Engelli bir kadın ise bu konuda zorluklarla mücadele etmesi daha bir zor gibi geliyor bana.Bir iş başvurusuna gidecek her işe uygun olmadığı gibi günümüz koşullarında da her adreste ki işe gidemeyecek olması ayrı bir sorun olarak ortaya çıkıyor.

Daha bir başka açıdan da bu konuyu irdeleyelim.Engelli bir kadının kadın-erkek ilişkilerinde ki durumunu ele alalım. Erkeklerin genellikle kadınlarda dikkat ettiği ilk husus fiziki görünüş olduğunu, daha sonrasında kişilik ve düşünce yapısının uyumunun geldiği ve bu durumun yadsınamaz bir gerçek olduğunu iddaa edenler de bir hayli çoktur.Bu bağlamda engelli bir kadının engelsiz bir erkekle evlenmesi çok zor bir durum olduğundan kendi engeline yakın birisiyle evlenmek zorunda kaldıklarını düşünüyorum. Engelli kadının sevgisi platonik olmaktan ileri bir aşamaya geçemiyor.Çünkü onlar daha bir ezik hissediyor kendini.Tanrının kadına vermiş olduğu en büyük ilgiyi çeken fiziki çekicilikten bu anlamda uzak kalmış olmaları kendilerine olan güveni sarsmaktadır.Elbette sevgi,aşk olgusu bu ilişkilerde önemli unsur ama bu fiziki özelliklerde duyguları tetikleyici bir etkisi olduğunu da unutmamak gerekir.

Dünya Kadınlar Günü’nde sevginin ve saygının en yücesini hak eden kadınlarımızı tebrik ediyor, daha adil ve cinsiyet ayrımcılığının sona erdiği bir dünya diliyorum.


Yazar:NoEngel

5 Mar 2009

Koşamayan Umutlar



Yoğun gürültünün arasında kaybolan gözyaşlarıyla yürümeye çalışan genç kız, yanından hızlı hızlı geçen insanları görünce iç çekti. Oda bir an önce eve gitmek istiyordu. Malesef her iki kolunda bulunan koltuk değnekleri ile bu istekleri imkansızdı, tıpkı işe girmeside imkansız olduğu gibi. Yazılım konusunda çok iyi olmasına rağmen, insan kaynakları müdürünün karşına koltuk değnekleri çıkınca adamın gözleri kararmıştı. Bir anda yüz ifadesi değişmiş, Filiz' in bu görüntüsünün şık ofislerinin tüm dizaynını bozacağını düşünmüştü sanki. Keşke bunları direkt yüzüne söyleyebilseydi genç kızın, en azından yeteneksizlikle suçlanmış olmazdı..

Düşüncelerinden kaldırımın kenarından gelen acı çığlıklarla sıyrıldı. Minicik bir köpek yavrusu, başını kaldırıma dayamış bir ayağını geriye doğru uzatmış kesik kesik sesler çıkarıyordu. Çöp kokan şehirde bir gül bulmuşcasına minik köpeğe yaklaştı genç kız. Belli ki arabanın freni olmadığını zanneden bir sürücünün kurbanıydı ufaklık. Üstelik gelip geçen hiç kimsenin dikkatin çekmiyordu acı çeken yavrucak. Herkes onu görmezden gelsede, Filiz bunu yapamazdı. Çünkü görmezden gelinmenin anlamını ondan iyi kimse bilemezdi.. Bu yavruyu nasıl eve götüreceğini düşündü. Ayağa bile kalkacak hali yok gibiydi miniğin. Koltuk değneklerini yavaş hareketlerle kaldırımın kenarına koydu, köpeğin yanına oturup minik yavruyu kazağına yerleştirdi. Montunu sıkıca çekip, tekrar değneklerini alarak eve yürümeye başladı. Artık bir kader arkadaşı vardı..

Eve ulaşır ulaşmaz yavruyu yatağına koydu genç kız. Minnet dolu gözlere bakar bakmaz kararını vermişti, miniğin adı " Yaralı " olacaktı. İsim işini hallettiğine göre sıra bacağındaydı. Veterinerlikte okuyan arkadaşı Vedat' ı arayıp, durumu anlattı. Akşam Vedat geldiğinde, dikkatlice incelediler Yaralı' nın sakatlanmış bacağını. Müdahaleden sonra Vedat' ın gülen yüzünden döküldü, belkide en güzel sözcükler. " Ayağını hiç bir zaman eskisi gibi kullanamayacak ama yinede büyüdükçe yürüyebilecek, hatta morali iyi olursa koşması bile mümkün... "

Koşmak... Filiz' in vücudunu baştan aşağı bir sevinç dalgası sarmıştı. Demek ki minik arkadaşı onun gibi olmayacaktı. Yürüyebilecek, herşeyden önemlisi belki de koşabilecekti. Koşma duygusunu hiç yaşamamıştı, fakat kader arkadaşı koşarsa belki bir nebze oda hissedebilirdi o tarifsiz güzelliği. Görmezden gelinenlerin dostluğuydu onların ki. Aynı acıları yaşıyorlar, aynı duyguları hissediyorlardı. Çünkü ikiside engelliydi ve buruşturulup çöpe atılmış bir kağıt parçasına benziyordu yaşamları..

Gecenin ilerleyen vakiylerinde, Yaralı yanına gelip başını dizlerine koydu. Sanki hayatını kurtaran dosta teşekkür edercesine, minnet borcunu ödüyordu. İki eksik dost için hayat ne kadarda zordu. Engellilerin düşünülmediği yapılar, daha yolun yarısına gelmeden kırmızı yanan lambalar ve arabaların arasında koltuk değnekleriyle çizilen zikzaklar.. Her biri daha çok yalnızlığa itiyordu onları. En son iş başvurusunun sırf ayakları sakat olduğu için reddedilmesi bile yeterdi herşeyi anlatmaya. Yaralı' nın boynunu okşayarak " Seni hiç terketmeyeceğim birtanem, ayağın sakat diye hiç aşağılamayacağım seni.. " diye mırıldandı. Gözlerindeki damlaları silerken, yaralı başını yavaşça yukarı kaldırdı ve ağlar gibi sesler çıkarmaya başladı. Sanki Filiz için dua ediyordu. Ondan başka kim Filiz' i düşünüp dua edebilirdi ki zaten.. 2 unutulmuş, gözyaşlarıyla birlikte derin bir uykuya verdiler bedenlerini...

Mutluluğa çalan yeşiller, güzel bir rüyanın başlangıcını anlatıyordu. Sonu görünmeyen bir denizin kenarında, bin bir türlü ağaçların olduğu bir cennet bahçesindelerdi sanki. Yaralı koşarak yanına geldi Filiz' in. " Haydi benimle gel " dercesine baktıktan sonra yine koşmaya başladı. Filiz ayağa kalktı, üstelik koltuk değnekleri yoktu. Tüm gücüyle koşmaya başladı. Ne güzel bir his, ne güzel bir rüyaydı bu. Kanatlarının kırık olduklarını ikiside çoktan unutmuş, bu mis bahçede doyasıya koşuyorlardı..

Durmaksızın çalan telefon, kara bir ayrılık gibi girdi düşler alemine. Genç kız nefes nefese uyandı. Günün ilk ışıklarıyla kısılan gözlerini açmaya çalışarak homurdandı " Lanet telefon, çalacak zaman mıydı?! ". Düş kırıklıklarına alışık biri olmasına rağmen, yinede canı sıkılmıştı. Bir yandan telefon çalarken bir yandanda minik dostu durmaksızın havlıyordu. Açmasam daha iyi olur diye düşündüğü telefonun son çalışına, uykulu bir sesle yetişti " Efendim..? "

- Günaydın Filiz Hanım, ben FRA yazılım şirketinin genel müdürü İhsan Güçlü. Dün şirketimize yaptığınız başvuruyu ve insan kaynakları müdürümüzle olan görüşmenizi sekreterim tarafından öğrenip incelemeye aldım.. Referans verdiğiniz projelerinize açıkcası hayran kaldım, burada size özel bir oda hazırlattım, pazartesi gelip bizimle beraber çalışmaya ne dersiniz ?

" Pazartesi yanınızdayım efendim " diyip telefonu kapattı. Daha fazla konuşamazdı çünkü gözyaşlarına engel olamıyordu. Sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Yıkıntılarla dolu gönlüne, bir gökdelen dikmişti İhsan Bey' in sözleri. Bugün onun için bir milattı. Bugün önemsendiğini, insan yerine konulduğunu, hala altın kalpli insanların olduğunu anladığı ve yaşama tekrar dört elle sarıldığı bir gündü. Sevinç gözyaşları içerisinde minik dostuna sımsıkı sarıldı, tüm bunlar onun mucizesiydi, çünkü dost için edilen yakarışlar geri çevrilmemiş, Yaralı' nın duaları kabul edilmişti...

alıntı

4 Mar 2009

Dünya Engelliler Güzellik Yarışması Türkiye'de




ANKARA-Türkiye’de ilk kez “Dünya Engelliler Güzellik Yarışması” düzenleniyor. Çeşitli ülkelerden Ankara'ya gelen ve büyük bölümü yürüme engelli olan güzeller birincilik için yarışacak.

Yarışmaya Türkiye, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, KKTC, Azerbaycan, Almanya, Lüksemburg, Sırbistan, Yunanistan ve Ukrayna’lı engelli güzeller katılıyor. Yarışmanın finali Ankara Limak Ambassador Oteli’de gerçekleşecek.

Düzenleme Komitesi Başkanı Arif Çelik yarışmayı Uluslararası Engelliler Vakfı ile birlikte düzenlediklerini belirterek, “Final heyecanında yetkilileri de aramızda görmek istiyoruz. Türkiye'de ve dünyada yaşayan engellilerin engelsizce var olduklarını haykırmaları ve ne kadar özgür olduklarını yansıtmaları amacıyla Dünya Engelliler Güzellik Yarışmasını organize ettik” dedi.

Türkiye çapındaki yarışmanın büyük bir katılımla gerçekleştirildiğini belirten Çelik, “Bu yarışmaya 300’ün üzerinde başvuru oldu. 25 kişi finale kaldı'' diye konuştu.
Kaynak